İklim Değişikliği ve Karbon Nötr Olmak

M. Esra Demir, MSc.MBA. Climate Volunteers Genel Müdür

Küresel Isınma

Küresel iklim sistemi, atmosferin oluşumundan bu yana tüm zaman ve alan ölçeklerinde değişme eğiliminde olmuştur ve bu değişim yerküre/atmosfer sisteminin öteki bileşenlerindeki doğal değişikliklerle ilgilidir. Ancak 19.yy’ın ortalarından beri bu doğal değişikliğe ek olarak ilk kez insan etkinliklerinin de küresel iklimi etkilediği yeni bir döneme girilmiştir. 1850’li yıllarda başlayan sanayileşme ile birlikte özellikle fosil yakıtların yakılması, arazi kullanımı değişiklikleri, ormanların tahribi ve çarpık sanayileşme gibi insan faaliyetleri neticesinde, sera gazları atmosferde birikerek atmosferin kimyasal özelliklerini etkilemekte uzun vadede ise sera etkisi yüzünden küresel ölçekte iklim değişikliğine sebep olmaktadır.

Küresel ısınma, sera gazı salımlarındaki artışlara bağlı olarak küresel ortalama yüzey sıcaklıklarında artışları ifade etmektedir. Küresel ısınmanın en önemli sebebi atmosferde sera etkisi yapan karbondioksit (CO2) ve metan (CH4) gibi sera gazı salımlarındaki hızlı artıştır. Güneş’in yaydığı kızılötesi ışınlar milyonlarca kilometrelik bir yolculuktan sonra dünyamıza ulaşır. Bu ışınların bir kısmı yeryüzüne çarparak toprağı ve denizleri ısıtır, bir kısmı ise yeryüzüne çarptıktan sonra yansıyarak tekrar uzaya geri döner. Ancak havada bulunan sera gazları, kızılötesi ışımaların bir kısmını soğurarak, atmosferden dışarı çıkmalarını engeller. Bu soğurma olayı, atmosferin ısınmasına yol açar. Atmosferdeki sera gazları ne kadar çoksa o kadar çok ısı tutulur. Bunun sonucunda da Dünya’nın ortalama sıcaklığında yükselme görülür.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli - IPCC'nin 2007 yılında yayımlanan ve Nobel Barış Ödülü alan Dördüncü Değerlendirme Raporu'na göre, küresel ısınma artık tartışmasız bir gerçektir ve bunun önemli bir bölümünden insanoğlu sorumludur. Enerji, sanayi, ulaşım, tarım, atık, ormancılık ve arazi kullanımı sektörlerinden kaynaklanan toplam 6 temel sera gazının salımı, 1970 - 2004 yılları arasında %70 artarak 49 milyar ton eş-CO2 düzeyine çıkmıştır. Bu süreçte, 1995-2004 dönemindeki yıllık artış hızı, 1970 - 1994 dönemindeki yıllık artışın 2 katına yaklaşmıştır. İnsan kaynaklı sera gazı salımlarının % 65’e yakını fosil yakıtların yanmasından kaynaklanmıştır. Küresel ortalama yüzey sıcaklığı son yüzyılda 0.74 °C artmıştır.

Bu ısınma eğilimi 1980’li yıllardan sonra daha da belirginleşmiş ve bu dönemde her yıl yüksek sıcaklık rekorları kırılmıştır. 1998 yılı küresel ortalamalar açısından, aletli sıcaklık gözlemlerinin yapılmaya başlandığı 1860 yılından bu yana yaşanan en sıcak yıl olarak kaydedilmiştir.

Sıcaklıklardaki artışa bağlı olarak, hidrolojik çevrimin değişmesi, kara ve deniz buzullarının erimesi, kar ve buz örtüsünün yüzey olarak daralması, deniz seviyesinin yükselmesi, şiddetli hava olaylarının sıklığının ve şiddetinin artması, kuraklık, çölleşme, salgın hastalıkların ve zararlıların artması gibi, dünya ölçeğinde sosyo-ekonomik sektörleri, ekolojik sistemleri ve insan hayatını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecek önemli değişikliklerin olacağı tahmin edilmektedir. Bu değişikliklerin bazıları, özellikle 20. Yüzyılın son çeyreğinden itibaren görülmeye başlanmıştır.

Hemen hemen yapılan her aktivite sera gazı salımı ile sonuçlanmaktadır. Bir birey ve şirket için atılacak ilk adım, karbon ayakizi ölçümü yapılması ve azaltım planı geliştirilmesidir. Bireysel olarak mevcut sera gazı salım seviyesi, milyarlarca bireyin aldığı kişisel kararlar sonucu ortaya çıkmaktadır (ulaşım, enerji tüketimi, ağaç kesimi, fosil yakıt kullanımı, tüketim artışı, atıklar vb. ). Aynı zamanda milyarlarca bireyin aldığı kişisel kararlar, salım azaltımı için faydalı olacaktır ve ancak bu kararlar sayesinde küresel salım azaltımı yolunda bir başarı sağlanabilir.

Tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek, enerji tüketimimizi azaltmak, gerekmedikçe araç kullanmayıp toplu taşımayı tercih etmek gibi attığımız her adımın küresel iklim değişikliğine olumlu etkisi olacaktır ancak bu etkinin hissedilmesi zaman alacaktır. Daha kısa sürede fark yaratmak için atılacak diğer bir adım ise karbon ayakizini hesapladıktan sonra aynı miktar kadar karbon kredisi satın alarak yenilenebilir enerji projelerine finansal destek olmak ve faaliyetiniz sonucu oluşan sera gazı salımlarınızı “sıfırlamak”tır. Diğer bir ifade ile faaliyetlerimiz sonucu oluşan seragazı salımlarını (karbon ayakizi) seragazı salımı olmayan veya salınan emisyonları atmosferden uzaklaştıran projelere destek vererek karbon nötr olmaktır.

Karbon nötr’ün tam anlamı bir kişi veya kurumun gerçekleştirdiği herhangi bir faaliyet sonucu atmosfere salınan sera gazlarını dengelemek (offsetting) ve net olarak “0” emisyona sahip olmak için salınan sera gazları miktarına eşdeğer sera gaz salımına engel olan/azaltan projeler tarafından geliştirilmiş karbon kredilerinin satın alınmasıdır.

Hızlı nüfus artışı, kentleşmenin giderek artması enerji ihtiyacını her geçen gün arttırmaktadır. Büyüyen bu ihtiyacı karşılayabilmek için yakın gelecekte arz sıkıntısı yaşanacak fosil yakıtların yerine sürdürülebilir kaynakların kullanılabileceği yakıtların bulunması ve teknolojilerin geliştirilmesi çok önemlidir. Bu nedenle ağaç dikerek çevreye verdiğimiz etkiyi azaltmanın yanısıra rüzgar, güneş enerjisi, biyogaz, biyokütle, çöp gazı depolama alanları ve benzeri yenilenebilir enerji kaynaklarına destek olmak çok önemlidir.

Karbon kredisi üreten bu projeler ciddi uluslararası sertifikasyon süreçlerinden geçmektedirler. Bu sertifikasyonların en önemlilerinden biri ve en kaliteli karbon kredilerinin üretildiği Gold Standard sertifikasyonundan geçebilmek için yenilenebilir enerji projelerinin çevresel etkisinin yanında sürdürülebilir büyümenin diğer 2 önemli bacağı olan ekonomik ve sosyal etkilerini de dikkate almakta; projenin bulunduğu bölgedeki yerel halka faydası, istihdam yaratıp yaratmadığı gibi başka kriterler de değerlendirmektedir. Türkiye’de üretilen birçok rüzgar enerjisi projesi, çöp gazı bertaraf projeleri Gold Standart süreçlerinden başarı ile geçmiştir. Türkiye elektrik üretimini önemli ölçüde fosil yakıtlarla elde etmektedir. Üstelik bu fosil yakıtların önemli bir bölümü de ithal edilmektedir. Bu nedenle yenilenebilir enerji teknolojilerini desteklemek ülkemiz için çok önemlidir.

Yorum yaz...