Yeşil Bir Ofiste Çalışmak mı?

Y.Mimar, Nilay Canbay 
Entegre Proje Yönetimi

Küresel ısınmaya karşı önlemler ve karbon ayakizinin azaltılması kurumsal sürdürülebilirlik politikaları ile birleşince ortaya çıkan yeni kavram: Yeşil Ofis... 

Günümüzde standart yollarla inşa edilen binalara göre çevreye olan etkileri minimuma indirilmiş Yeşil Ofis konsepti, kurumsal sürdürülebilirlik politikaları ile birleşerek sürdürülebilir arsa seçimi; doğal ışıktan maksimum faydalanma, efektif iklimlendirme, arttırılmış iç ortam kalitesi, çevre dostu malzeme kullanımına özen gösterme gibi pek çok etkinliği içine alıyor. Yeşil ofisler dünya çapında hem yerel hem de çokuluslu şirketlerin çevreye duyarlılıklarını somut olarak göstermesi ve şirket saygınlığının pekiştirilmesi için kullanılan önemli araçlar olmaya başladı.

Türkiye’de de çokuluslu şirketlerin ve bilinçli yerel şirketlerin rağbet etmeye başladığı yeşil ofisler dünya çapında saygınlığı olan yeşil bina değerlendirme sistemleri ile sertifikalandırılarak çevreye mininimum etki verdiklerini kanıtlıyor. Dünyada Amerikan Yeşil Binalar Konseyi tarafından verilen LEED Sertifikası ve İngiliz Yapı Araştırma Kurumu tarafından verilen BREEAM Sertifikası öne çıkarken, Türkiye’deki yeşil ofislere baktığımızda LEED’in daha etkin olduğunu söylemek mümkün.

Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (USGBC) tarafından geliştirilerek, 1998 yılında uygulamaya geçirilen Enerji ve Çevresel Tasarımda Liderlik (LEED®) programının hedefi, yapıların yaşam döngüsü sürecinde oluşturdukları çevresel etkilere dikkat çekmek ve yapı sektöründe payı olan tüm kurum ve kuruluşların faaliyetlerini ve ürünlerini bu etkileri azaltmak doğrultusunda geliştirmelerini sağlamak olarak açıklanabilir. USGBC günümüzde Amerika’da ve dünyanın 30 ülkesinde 14 bin den fazla projeyi sertifikalandırmış durumda.

Bugün Türkiye’de LEED almış veya alma yolunda olan ofs projelerinin giderek arttığını gözlemliyoruz. Bu projelerden bir kısmı LEED’in yeni binalar (LEED-NC) versiyonundan sertifikalanmış iken, bazıları da LEED ticari iç mekanlar (LEED-CI) kategorisinde sertifikalandırılmış. Bu projeler arasında Unilever yeşil ofisi, Philips yeşil ofisi, Liberty yeşil ofisi, Tekfen Oz Levent ofisleri ve Eser Holding Genel müdürlük binası sayılabilir.

OFİS KAVRAMININ TARİHSEL GELİŞİMİ
Ofis kavramı ortaya çıktığı günden bugüne kadar büyük bir evrim geçirmiştir. Ofis kavramının ortaya çıkması 19.yy ortalarına tarihlenebilir. Sanayi devrimine bağlı olarak ortaya çıkan teknolojik gelişmeler, iletişimin artması vb etkenler iş yapım yöntemlerini de geleneksellikten kurtarmış ve günümüz modern ofislerinin ilk örnekleri ortaya çıkmıştır. 19yy ve 20yy başlarında görülen ofisler bireysel iş yapım yöntemlerinin bir uzantısı olarak hücresel mekanlardan oluşmaktadır. Daha sonraki süreçte ekip çalışmasının olayın içine girmesi daha geniş kapsamlı ofisleri ve birkaç kişinin birarada çalışabileceği ve birbiri ile bağlantılı ofis mekanlarını ortaya çıkarmıştır. 1960’larda ise ofis tasarımında devrim sayılabilecek gelişmeler olmuş, açık ofis veya serbest düzenli ofis kavramı ortaya çıkmıştır. 80’li yılların sonlarında giderek artan bilgisayar kullanımı, globalleşme, iletişim araçlarının artmasının hayatımıza girmesi ile beraber akıllı açık ofis kavramı ortaya çıkmıştır. Dikey gelişimi olan, otomasyon ve iletişim teknolojilerinin kullanıldığı, iklimlendirilmiş, gün ışığını yeterince kullanan ofisler giderek yaygınlaşmaya başlamıştır. Türkiye’de de Akmerkez, Sabancı Kuleleri, İş Bankası Genel Müdürlüğü gibi akıllı binalar bu döneme iyi örnek teşkil etmektedirler. Kyoto Protokolünün 1997 de imzalanması ve küresel ısınma kavramının tüm dünya ülkeleri için bir tehdit oluşturduğunun literatüre girmesi ile beraber, sürdürülebilirlik kavramı inşaat sektörüne ve kurumların iş politikalarına eklenmeye başlanmıştır. 2000’lere gelindiğinde ise tüm dünyada yapı teknolojisinde ve inşaat pratiklerinde önemli değişikliklerin olmaya başladığını görmekteyiz. Bu dönemde inşaat ve iş dünyası literatürüne kurumsal sürdürülebilirlik, sürdürülebilir iş politikaları, sürdürülebilir ofis ve üretim binaları, karbon ayakizinin azaltılması gibi kavramlar eklenmiştir. 

YEŞİL OFİS KAVRAMI
Bir ofisin sürdürülebilir olduğu nasıl anlaşılır veya yeşil ofisin özellikleri nelerdir diye bakacak olursak karşımıza çok geniş yelpazede özellikler ve kavramlar ortaya çıkıyor. Bu tarz çevre dostu ofis projelerini yeni nesil ofis olarak tanımlamak mümkün. Sürdürülebilir ofis kavramı kurumsal sürdürülebilirlik kriterlerinin tasarıma uyarlanması ile başlayan, inşaat sürecinde ve işletme sürecinde de devam eden, tüm grupların takım olarak çalıştığı, entegre bir süreçtir.

Sürdürülebilir ofis kavramının hayata geçirilmesi için dikkate alınması gereken ana başlıklar şöyle özetlenebilir.

- İşveren’in sürdürülebilirlik prensiplerinin doğru belirlenmesi,

- Bu prensiplerin tasarım kararlarına entegrasyonu,

- Bina Çevresel Değerlendirme sertifikası veya Yeşil Bina sertifikası alınması düşünülüyor ise yatırım kararı evresinden başlayarak dikkate alınması,

- Tasarım bittikten sonra inşaat sürecinde de çevre dostu inşaat faaliyetleri yürütülmesi,

- Bina işletmeye alınırken uluslararası standardlar dahilinde test ve devreye alma faaliyetleri yürütülmesi. 

Yeşil Ofis denince aşağıdaki özellikler öne çıkıyor.

- Merkezi bir yerde konumlanmış olması,

- Toplu taşımaya, sosyal olanaklara vb. yakın olması,

- Arazi yönlendirmesinin doğru yapılarak günışıgı ve iklimlendirmeye katkı sağlanması,

- Binanın tüm sistemlerinin CO2 emisyonlarını azaltmaya odaklanması,

- Uluslararası standardlar ile karşılaştırıldığında daha az enerji ve su tüketimi,

- İç mekanda uyarlanabilir, minimum maliyetler değişikliklere ayak uydurabilir açık ofis tasarımı,

- Katlar arası sirkülasyonu ve asansör kullanımını minimize etmek için yaygın ofis tasarımı,

- Çevre dostu, zehirli kimyasallar içermeyen ve çevre etiketleri olan malzeme kullanımı,

- Çevre dostu yün veya Green Label gibi etiketi olan malzeme kullanımı,

- Yerel malzeme kullanımı,

- Geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı,

- Mümkünse eski mobilya ve malzemeleri tamir edilerek kullanımı,

- Yenilenebilir malzeme kullanımı,

- Tüm ofiste elektrik ve enerji tüketen sistemleri ayrı ayrı sayaçlandırılarak ölçülmesi,

- Gelişmiş otomasyon sistemi

- Dim edilebilir armatürler, varlık ve hareket sensörleri kullanımı ile aydınlatma kontrolünün sağlanması,

- Gün ışığının maksimum içeri alınması ve çalışma alanlarının maksimum gün ışığı alacak şekilde tasarlanması,

- Aydınlanmanın zonlara ayrılması ve masa lambaları ile aydınlatma verimliliğinin arttırılması,

- Stor, jaluzi veya güneş kırıcılar gibi önlemler ile kamaşma ve gürültü kontrolünün yapılması

- Maksimum verimli ısı geçirgenliği düşük, ışık geçirgenliği yüksek cam kullanımı,

- Elektromekanik sistemlerde yüksek verimli ekipman kullanımı,

- Düşük su tüketimi olan armatürler, susuz pisuvar gibi teknolojilerin kullanımı,

- Tüm sistemlerde ve ofis ekipmanlarında kullanılmadığı zaman kendini kapatan otomatik kapatma özelliği olması,

- Doğal havalandırmanın ofis mekanlarında daha fazla kullanılması,

- Arttırılmış iç makan hava kalitesine sahip ofis makanlarının üretilmesi

- Kağıtsız ofis,

- Düşük enerji tüketimi olan ofis ekipman ve donanımların kullanılması,

- Atık yönetimi politikası geliştirilerek atıkların geri dönüşümünün ve zararlı atıkların insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde bertaraf edilmesi,

- Sürdürülebilir personel taşıma planı ile araç kullanımından doğan salınımların minimize edilmesi,

- Ofis içi farkındalık çevresel farkındalık yaratmak için eğitimler

- Yeşil Bina kullanıcı el kitabı oluşturularak bina çalışanlarının binayı daha iyi tanımaları ve çevreye katkılarının sağlanması.

Tabii ki bu yukarıda sayılan özellikler daha da detaylandırılabilir. Ancak bir ofiste bu özelliklerin bir çoğu sağlanmalı ki, bu mekan Yeşil Ofis olabilsin. 

TÜRKİYE’DEN VAKA ANALİZİ
Türkiye’de yeşil ofis kavramının ortaya çıkmasında büyük paya sahip olan proje Unilever’in Ümraniye’deki Genel Merkezidir.

Unilever çokuluslu bir şirket olmanın da verdiği bir çevresel taahhüte ve kurumsal sürdürülebilirlik ölçütlerine sahip bir şirket. Kurumsal sürdürülebilirlik politikaları gereği değişen dünya koşullarına ayak uydurmak ve 2020 yılına kadar karbon ayakizlerini %50 indirmek gibi bir hedefleri var.

Unilever’in dünya çapındaki bütün üretim tesislerinde, ISO 14001 ve benzeri sertifikalar bulunuyor. Ancak ofis ve genel müdürlük gibi binalarındaki sürdürülebilirlik politikaları Unilever Türkiye ofisinin hayata geçmesiyle daha da gelişerek kabuk değiştirdi denebilir.

Unilever Türkiye Ofisi Türkiye’de LEED alan ilk proje olup, LEED Seviyesi Leed CI V2.0, Silver (Gümüş) tür. LEED’in 2.2 versiyonundaki 57 punadan 29unu alarak Türkiye’de yeşil ofis tasarımının öncüsü olmuştur.

Unilever Yeşil Ofisinde aşağıdaki sürdürülebilir özellikler dikkate alınarak tasarım yapılmış ve uygulama da bu doğrultuda finalize edilmiştir.

- Çevresel özelliklerin tanıtımı,

- Işık kirliliğinin azaltılması,

- Havalandırma ve soğutma ekipmanlarında CFC bazlı soğutucu gazların azaltılması,

- Enerji verimli ekipman kullanımı,

- Su tüketiminin %40 azaltılması,

- Yüksek verimli aydınlatma armatürleri ve sensörler kullanılması

- Aydınlatma gücü yoğunluğunun ASHRAE/IESNA standardlarına göre %20 azaltılması,

- Yağmur suyunun toplanarak bahçe sulamada ve WC’lerde kullanılması,

- ASHRAE standartlarında belirtilen değerlerin  %30 üstünde taze hava sağlanması, 

- Düşük uçucu organik bileşene (VOC) sahip boya ve astar kullanımı,

- Yaklaşık %50 yerli üretim malzeme ve %20 yerli hammadde ile üretilmiş malzeme kullanımı,

- Masaların %95’inin manzara görmesi,

- Su ısıtmada güneş panellerinin kullanımı,

- %90 oranında Enerji Star etiketli ekipman kullanımı,

- Bina içi sosyal ve kültürel olanakların sağlanarak CO2 emisyonlarının azaltılması (innovasyon puanı)

Unilever ofisi, düşük bir maliyet artışı ile Türkiye koşullarında da eğer istenirse Yeşil Ofis olunabileceğini kanıtlamış bir örnektir. Bina Eylül 2009’da sertifikalandırılmış olup, kullanıcılarının ofiste çalışmaktan hala büyük keyif aldığı, hem kurumsal sürdürülebilirliğe ve hem de şirket içi verime büyük katkısı olan bir ofis binasıdır.

SONUÇ
Sürdürülebilir ofis kavramı, yapıların çevresel performanslarını arttırmakla kalmayıp, kullanıcılarına da verimli, mutlu çalışabilecekleri bir ofis ortamı sunuyor. Aynı zamanda da  şirketlerin kurumsal sürdürülebilirlik politikalarının bir yansıması olup, çevresel taahhütlerine de somut olarak katkıda bulunan bir araç haline geliyor. Ülkemizde bu konudaki uygulamaların artması yatırımcıların, şirketlerin, yapı sahiplerinin ve hatta kullanıcıların da bu konuda bilgili ve hevesli olmalarıyla mümkün ki giderek artan bir istek ve heves gözlemliyoruz. Sürdürülebilir bir ofis yapısı, küçük maliyet artışları ile inşa edilebiliyor. Buna karşılık çevresel performansın artırılması kısa bir dönemde işletme giderlerinde azalma, yapının yararlı ömrünün uzaması, enerji verimliliğinin artması ve CO2 emisyonlarının azaltılması, kullanıcıların sağlık, konfor ve üretkenliğinin artması şeklinde geri dönüyor. 

Sonuç olarak, ülkemizde de önümüzdeki yıllarda BEP-TR’nin aktif hale gelmesi, BREEAM’ın türkiye’ye adaptasyonunun tamamlanması ve hatta önümüzdeki yıllarda Türkiye’ye özel bir bina çevresel değerlendirme sisteminin ortaya çıkması ile bu tür sürdürülebilir ofis yapılarının giderek artacağını söylemek mümkündür.r

Yorum yaz...