Doğayı Gelecek Kuşaklardan Ödünç Aldık

Yakın tarihten bu yana tohum takas etkinlikleri ve şenlikleri, kentlerde tohum ekim-dikim atölyeleri giderek artıyor. Çeşitli kurumlar ekolojik tarım, biyoçeşitlilik, gıda güvenliği, alternatif gıda üretimi / tüketimi konulu etkinlikler düzenliyor. 

Bütün bu çalışmalar geleneksel tohuma karşı kendini sorumlu hissedenlerin hayata geçirdiği çalışmalar. Emanetçiler Derneği de kaybolmakta olan tohumların emanetini üstlenerek gelecek nesillere aktarılması konusunda çalışmalar gerçekleştiriyor. Peki, elimizde veya köylerde bulunan bu eski tohumlar nelerdir? Ticari çeşitler ile köy tohumları arasındaki farklar nedir? 

Emanetçiler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tracy Lord Şen, köy çeşidi tohumun tespitinin laboratuar aletleriyle, ölçü teknolojisiyle değil gözle, damakla, yetiştirme sürecinin hafızadaki ayrıntılarıyla yapıldığını ve başkalarına anlatılarak aktarıldığını söylüyor. 

TOHUMLAR SİZE EMANET!
Emanetçiler Derneği eski tarihten bu yana bahçe ve tarla çeşitlerini tanımaya ve onları tanıtmaya çalışıyor. İlk köy ziyaretlerini 2006 yılında gerçekleştiren dernek, o tarihten bu yana tohumların korunması yönünde çeşitli çalışmalarda bulunuyor. Bu çalışmalardan bir tanesi de UNDP (BM)’in GEF (Çevre İçin Konsorsiyum) fonuyla Türkiye SGP (Küçük Destek Programı) ofisinin verdiği destekle Balkon Bahçeleri projesi. Proje ile şehirde yaşayan insanlar tohumların atalık çeşitleriyle tanıştırılmış. Aynı zamanda Balıkesir belediyesinin desteğiyle de geleneksel ürünler tüketicilerle anlatılmış. Tracy Lord Şen, dernek olarak tohum paylaşım etkinlikleri düzenlediklerini, sunumlar ve atölyeler hazırladıklarını söylüyor. Herkese açık 150 birey ve kurumun katıldığı Tohum Ağı’nın iletişim sekreteryasını yürüttüklerini belirten Şen, “Kırsalda ise Kars’tan Çanakkale’ye, Çorlu’dan Datça’ya kadar yerel tohumlara yerel destek prensibini benimseyen aile, birey, dernek, sendika, belediye, üretici, hobist olarak 30 adet tohum ambarı şu anda araştırmalar, ekimler ve paylaşımları yapıyor” diyor. 

KÖY BİTKİLERİ BİRAZ ANARŞİST
Şen, ticari ve geleneksel tohumların arasında ki farkları ise şu şekilde özetliyor; “Ticari tohumlar uluslararası standartlara göre “standart” olmaları gerekiyor. Çünkü gıda endüstrisi, sonra tüketici standartların üstünlüğünü kabul etti. Ayrıca bitkilerde mülk hukuku tek ve tartışılmaz, değişmeyen ve standardize izahlara dayanıyor. Oysa ki bizim köy bitkileri bunlara göre biraz anarşist! Birbirinden farklıdır, değişkendir, yani yerinde durmaz. Köy çeşitleri bu kadar titiz olamaz. Genetik yapısı geniş, bir sürü özellik gösterebilir. Geç olgunlaşan, erken olgunlaşan, ufak ve uzun boylu olan, ürünler arasında tat farklılıkları olan bitki barındırabilir. Geleneksel çiftçi için ufak tefek farklılar problem değil hatta birçok açıdan avantajdır aslında. Daha geniş özellikler yelpazesi ile geleneksel ıslah yolu olan “seleksiyon” yapabilirsiniz. Ticari bitkiler belli üstün özellikler için ıslah edilmiş olabilir fakat sabitlenmiştir. Ticari tohumlarda seleksiyon imkanları kısıtlıdır.”

İŞİMİZ ÇOK AMA BİR O KADAR RUH, DAMAK VE BEDENİ DOYURUYOR
Ahlattan yüzlerce armut çeşidinin çıkarılmasının temelinde bu seleksiyon imkanı olduğunu da sözlerine ekleyen Şen,  günümüzdeki köylerde ev ev eski tohumların terk edilmesi nedeniyle çeşitler arasındaki özelliklerin,  tür tanımlarının hafızalardan silindiğini söylüyor. Şen, “Birkaç yıl önce tohumlarını paçavralardan, pet şişelerinden çıkara çıkara adıyla sayabilen köylüler, şimdi “Ne bileyim, domata işte” der, geçer. İnsanlarda görülen bu karmaşa doğal olarak bahçelerde de görülüyor” diyor.

İlgilenen herkesin atalarımızın tohumlarının yaşamasında kendi anladığı biçimde rol alabildiğini belirten Şen, “Kentlilere yönelik kent bahçeleri çalışmaları yayılıyor. Çoğalan halka, açık kaynaklardan tohum bulup çoğaltıp eş-dost ile tohum şenliklerinde tohumlarını paylaşabilir, bunların yaşam mücadelesini anlatmak için eline geçen fırsatları kullanabilir. Kırsaldaysa köy ziyaretleriyle yöresel bitkilerini, kullanıcılarıyla beraber tanıyabilir, dayanışma yolları arayabilir” diyor. 

Tüketicilerin her geçen gün temiz gıda, yöresel ve geleneksel tat arayışlarının arttığını dile getiren Şen, geleneksel tohumu kullanana çiftçinin pazardaki yeri her geçen gün zora girdiğini söylüyor. Şen bu noktada gönüllü organizasyonların bu iki ucu bir araya getirme noktasında çaba sarf etmeleri gerektiğini dile getiriyor ve ekliyor, “İşimiz çok ama bir o kadar ruh, damak ve bedeni doyuruyor, bundan dolayı bu çalışmalara herkesi davet ediyoruz”. 

Yorum yaz...