​Performans Sanatının Efsane İsmi Ulay Şekerbank Açıkekran’da

Şekerbank Açıkekran Yeni Medya Sanatları Galerisi, asıl adı Uwe Laysiepen olan Alman sanatçı Ulay’ı sanatseverlerle buluşturuyor. Performans, fotoğraf ve video alanındaki etkileyici kariyeriyle olduğu kadar, Marina Abramovic’le performansları ve sıra dışı aşk-ayrılık öykülerinin sanat yapıtına dönüştüğü Çin Seddi’ndeki 90 günlük performansları, “Great Wall/Büyük Duvar” ile de tanınan Ulay, erken dönem işlerinden oluşan “Kimliksizleşme ve Dönüşme” seçkisiyle 10 Ekim’e kadar Açıkekran’da izlenebilecek.

Ulay: “Fiziksel varlık hala en etkili iletişim aracıdır”

İlk kez Açıkekran ev sahipliğinde İstanbullu sanatseverlerle buluşan Ulay, serginin ön gösteriminde basın mensuplarıyla bir araya gelerek, sergi ve sanatsal yaklaşımı ile ilgili soruları yanıtladı. “Beden mükemmel bir medyumdur. İster sanatta ister iki veya daha fazla kişi arasındaki her türlü iletişimde, varoluşun en etkili formu insan bedenidir. Dolayısıyla dijital ve sosyal medyanın büyük etkisi inkâr edilemese de fiziksel varlık hala en etkili iletişim aracıdır” diyen Ulay, sergi projesi için Türkiye’deki ilk yeni medya sanatları platformu Açıkekran çatısı altında ülkemizde olmaktan ve İstanbul’un uluslararası nitelikteki sanat dünyasını tanımaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Ulay, Açıkekran’ın çağdaş sanatın dilini banka şubeleri aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırma açısından örnek bir uygulama olduğunu da sözlerine ekledi.

Ali Akay: "Bireyselleşme süreci 20. yüzyıl felsefesi içinde ele alınmalıdır"

Küratör Ali Akay da serginin kavramsal çerçevesine ilişkin şöyle konuştu: “Bireyselleşme süreci olarak adlandırılan oluşumun, 20. yüzyılın felsefi düşüncesi içerisinde ele alınması gerekiyor. İnsan, sadece sosyal bir varlık değil, psiko-sosyal bir varlıktır ve özü yoktur. Ön-bireysellikler ve bu mayaya sonradan eklenenler varlığı belirler. Bunlar sadece önsel değil, aynı zamanda deneyseldir de. Psiko-sosyal hem hayata hem de fiziki dünyaya bağlıdır. Ve bireyleşmenin yeni düşünce rejimi bu zemine oturmaktadır.”

Aybala Şimşek: “Yeni medya sayesinde şubelerimiz aracılığıyla çağdaş sanata erişimi yaygınlaştırıyoruz”

Şekerbank Kurumsal İletişim ve Strateji Grup Başkanı Aybala Şimşek ise toplantıda yaptığı açılış konuşmasında, Açıkekran Yeni Medya Sanatları kapsamında çağdaş sanatı mekana bağlı kalmaksızın Anadolu’daki şubeleri aracılığıyla yerel halkla buluşturduklarına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Ekonomik büyüme ancak çevresel ve kültürel boyutlarıyla desteklendiğinde, daha fazla refah, insanlığa daha çok mutluluk getirmektedir. Bundan 62 yıl önce, sürdürülebilir kalkınma misyonuyla kurulmuş bir banka olarak bugün de aynı amaç için çalışıyor; hem bankacılık faaliyetlerinde hem de destek olduğumuz projelerde ticari kaygıdan öte, toplam sosyal faydayı gözetiyoruz. Ülkemizde çağdaş sanatın yaygınlaşması amacıyla oluşturduğumuz Açıkekran kapsamında, yeni medyanın bir mekana bağlı kalmaksızın sanata geniş kitlelerin erişimini sağlama imkanı ile misyonumuzu yerine getiriyoruz. Bu doğrultuda performans sanatının dünyaca ünlü ismi Ulay’ı ağırlamaktan ve Türkiye’nin farklı illerindeki şubelerimiz aracılığıyla sanat izleyicisiyle buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz.”

Açıkekran’ın kapılarını sanatseverlere açtığı Mayıs 2011’den günümüze, çatısı altında buluşturduğu sergileri, sanatçıları ve yapıtları özetleyen bir kitap da yayınladıklarını belirten Şimsek şöyle dedi: "Çağdaş sanat pratiği kapsamındaki yeni ifade biçimlerini tanıtmak ve gerçekleştirilen çalışmaları akademik değerde yayınlarla destekleyerek zaman içinde önemli bir bilgi birikimi ve bellek oluşturmayı hedefliyoruz."

Mardin’den Alpullu’ya 9 Şekerbank şubesinde izlenebilecek…

Türkiye’nin yeni medya ve video sanatına odaklı ilk çağdaş sanat galerisi Açıkekran, sergiden “The Metamorphosis of a Canal House / Kanal Evi’nin Değişimi” başlıklı video çalışmasını, Şekerbank’ın çağdaş sanata erişimi arttırma stratejisi kapsamında 8 ildeki 9 Şekerbank şubesinde 24 saat sergileyecek. Sanatseverler, Şekerbank’ın İstanbul Merkez, Ankara Küçükesat ve Kızılay, Tekirdağ Alpullu, Ordu, İzmir, Bodrum ile Mardin ve Edirne şubelerinde Ulay’ı izleyebilecek.

Sergi kapsamında Ulay, basın toplantısının ardından moderatörlüğünü Ali Akay’ın üstlendiği, sanatsal deneyimi ve performans sanatını konu alan “Bir Beden Ne Yapabilir?” konulu konferans ile de sanatseverlerle buluştu.

Kavramsal sanattan popüler aşk öyküsüne: Ulay ve Abromovic

20. yüzyılın ikinci yarısında Ulay (Frank Uwe Laysiepen), artistik partneri Marina Abromovic ile sarsıcı performanslarıyla ilgi çekerken, 1960'larda performans sanatının en önemli temsilcilerinden biri olarak ön plana çıkmıştı. Bedensel ve zihinsel olarak kendi sınırlarını araştıran ve zorlayan Ulay, tekrarlanması zor performanslarıyla ‘şimdi’ ve ‘şu an’ın önemine dikkat çekiyordu. Kendisi ve izleyicisi arasındaki ince çizginin üzerinde eş güdümlü bir iş birliği kurarak, bedeninden yola çıkarak düşünselliğe yönelen bir strateji benimsemekteydi.

Sanatçının 1970’li yıllara ait erken dönem işlerinden oluşan sergi, sanatçının ‘kimlik’le olan muhasebesini sorunsallaştırıyor. Kimlikleri değiştirmek, kimlikler arasındaki ilişkileri vurgulamak ve muğlaklaşmış bir kimlik sorununu ele almak Ulay’ın çalışmalarının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Sanatın kendisinin malzemeleri arasındaki geçişler kadar, sanatçının kendi dünyasındaki geçişlerin sabit olmadığı düşüncesi, Fransız düşünür Gilbert Simondon’un insanın psişik ve fiziki oluşumunun ‘metastabl’ olduğunu önermesine temellenirken, Ulay’ın henüz 1970’li yıllarda bireysellik ve kimlik kavramlarına eğilmiş olmasını da dikkat çekici kılıyor.

Yorum yaz...