Kentsel Dönüşümde Huzursuzluğun Adı: Derbent Mahallesi

Mehmet Güzel

Yıllardır bir gecekondu mahallesi olarak varlığını sürdüren ve sürekli müdahale edilmek istenen bir mahalle olan Sarıyer’in Derbent (Çamlıtepe) Mahallesi bu günlerde yeni bir kentsel dönüşüm projesi ile yine gündemde. Ancak değişen pek fazla bir şey yok. Derbent halkı projeye yine mesafeli,  yine tepkili, yine şüpheyle bakıyor. Çünkü ortada bir proje var, ama projeden en fazla etkilenecek mahalle sakinleri, projenin kendilerine ne getireceğini, geleceklerini maddi manevi nasıl etkileyeceğini tam olarak bilmiyor. 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, geçtiğimiz aylarda ziyaret ettiği Derbent Mahallesi'nde yaptığı açıklamalarla kentsel dönüşümün başlayacağı sinyallerini vermişti. Bu gelişmelerin ardından geçtiğimiz günlerde ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ilk adım atıldı. Kentsel dönüşüm alanı ilan edilen Derbent Mahallesi’ndeki vatandaşların tahliye edilerek yeni binaların inşa edilmesi için Büyükşehir Belediyesi ile mahallede önemli bir paya sahip olan bir kooperatif arasında protokol imzalanmasına İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nden onay çıktı. Peki, Derbent’te nasıl bir dönüşüm yaşanacak? Derbentliler bu durumu nasıl değerlendiriyor? Mahallelerinde gündeme gelen dönüşüm projesini değerlendiren vatandaşlar yeterince bilgilendirilememekten ve projeye dahil olamamaktan şikayetçi.

Mahallede bu sene başında gecekondu ve mülkiyet sorununun çözümünde ortak hareket etmek için kurulan Sınırlı Sorumlu Çamlıtepe Mahallesi Yapı Kooperatifi ve mahallenin önemli dayanışma mecralarından biri olan Çamlıtepe Mahallesi Güzelleştirme Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği etrafında toplanan vatandaşlar, meslek odaları, hukukçular ve akademisyenlerle birlikte hareket ederek dönüşüm planına itirazda bulundular. 

Derbentte yapılmak istenen “gecekonduların dönüşümüne ilişkin imar planına” çekincelerini verdikleri bine yakın dilekçeyle belirten vatandaşlar, dönüşümün kendilerini tatmin etmediğinde ısrarlı. Vatandaşların hayatlarını yıllardır sürdürdükleri konutların ve yaşam alanlarının dönüşümüne ilişkin olarak hazırlandığı savunulan planda izlenecek süreç, uygulama, hak sahipliği ve önerilen konut alanları konusunda önemli belirsizliklerin olduğu belirtiliyor. İşte vatandaşların dönüşüm planıyla ilgili çekince ve gerekçeleri:

Yasaya aykırı bir plan

Derbent sakinleri, askıya çıkan ve itirazda bulundukları planın, pafta ve notlardan ibaret olduğu ve bir plan raporu olmadığını, kararların nasıl alındığına, karar almak için hangi araştırmaların yapıldığına ve uygulamanın nasıl gerçekleşeceğine dair ipucu bulunmadığını belirterek, planın yasaya aykırı olduğunu savunuyor.

Mahalle esnafı yok sayılıyor

Yapılan plan dâhilinde ticaret kullanım alanı yer almamaktadır. Mevcut ticari fonksiyonlar yok sayılmıştır. Şu an hali hazırda mahallede çok sayıda esnaf bulunmaktadır. Ancak planda esnaf varlığı ekarte edilmekte, geleceklerine dair bir öneri sunulmamaktadır. Mahallelerde gündelik yaşamın önemli bir parçası olan esnafların mahalleli ile kurduğu güçlü ekonomik ve sosyal bağların nasıl sürdürüleceği belirsizliğini koruyor.

Sosyal ilişkiler ve gündelik hayata müdahale

Doç. Dr. Murat Cemal Yalçıntan’ın da belirttiği gibi, mahalledeki sosyal ilişkilere ve gündelik hayatın kurgusuna yönelik bir çalışma yapılmamasından dolayı, önerilen yüksek katlı yapı stoku ile bahçeli ve çoğunlukla müstakil evlerde yaşamaya alışmış mahallelinin nasıl uyum içerisinde bir yaşam süreceği ve sosyal ilişkilerini nasıl etkileneceği konusunda bir öneri bulunmamaktadır.  Yakın çevrede var olan ve olması muhtemel lüks konutlardan oluşan kapalı sitelerle mahalleli için yapılması öngörülen sosyal konutların nasıl bir arada huzur içerisinde yaşayacakları sorusu da yanıtsız bırakılmış.

Hazırlanan imar planlarının halkın gelecekte nasıl bir yaşam süreceğine dair düzenlemeleri geliştirmesi beklenir. Bu düzenlemelerin açık ve anlaşılır bir şekilde geliştirilmesi gerekir. Ancak Derbent’teki plan birçok konuyu belirsiz bırakmaktadır. Bugüne kadar yapılan uygulamalar gecekondularda yaşayan mahalle sakinlerini memnun etmemiştir. Çünkü gecekondu sorunu bütünden koparılmış, yalnızca bina ve parsel bazında çözüm üretilmeye çalışılmış, ancak sağlıklı bir çözüme ulaşılamamıştır.

Hala çoğunlukla yoksul insanların yaşadığı bu mahallede sosyal ve insani boyut yok sayılarak bir dönüşüm ne kadar sağlıklı ve mümkün olabilir? Projenin ayrıntıları geldikçe bunu daha net görmeye başlayacağız. 

 “Dışlanmak, sürülmek istemiyoruz”

Derbent’te yaşayanlar bulundukları yerin değerlendiğinin farkında ancak, onların amacı kar etmek, değerden pay almak değil. Yıllardır yaşadıkları, bütünleştikleri mahallelerinde yaşamaya devam etmek. Dışlanmamak, sürülmemek, işgalci sıfatı ile anılmamak. Dönüşüm planına itiraz ettikleri gün görüşlerini aldığımız mahalle sakinlerindeki ortak eğilim, projenin kendi gerçeklerini yansıtmadığı yönünde.

“Biz işgalci değiliz”

Mülkiyet sorununu çözmek için Derbentliler tarafından kurulan Sınırlı Sorumlu Çamlıtepe Mahallesi Yapı Kooperatifi’nin Başkanı Aydemir Görmez, mahallerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ortak bir gecekondu dönüşüm projesi hazırladığını belirterek,  “Bizim haberimiz geç oldu. Proje bizi ilgilendiriyor ama içeriğini bilmiyoruz. Kaç metrekare, ne olacak, ne bitecek? Belli değil. Planın askı süresi dolmadan bine yakın dilekçe ile itiraz ettik. Anladığımız kadarıyla burada sermayenin, rantın çıkarını korumak amaçlanıyor, halkın haklarından bahseden yok. Biz dersimizi çalıştık, bilinçli bir şekilde mahalleli olarak dayanışma halindeyiz. Mimarlar, mühendisler, şehir plancıları ve hukukçulardan görüş alarak hareket ediyoruz” dedi. 

Kooperatif Başkanı Aydemir Görmez“Ötelenmek İstemiyoruz”

Mahallelerinde insanca yaşamak istediklerinin altını ısrarla çizen, Kooperatif Başkanı Aydemir Görmez, “Ötelenmek istemiyoruz. Sığıntı olmak istemiyoruz. Burası bir mahalle, esnafı var, bakkalı var, sokağı var, kahvesi var, biz toplu konutta, sitede yapamayız.  Derbent’ten gitmek bizi aşar. Böyle bir çözümü konuşmuyoruz dahi.  Haklarımızı alana kadar kooperatif olarak vatandaşlarla, derneklerle, hep birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Dönüşüm adına doğru işler yapılmasına ve diğer mahallelere de örnek olmak istiyoruz” diye konuştu.

 “Sosyal devlet olmuş kapitalist devlet”

Mahalledeki bir kahvehanenin önünde yakaladığımız Ahmet Atay ise devletin kendilerine sahip çıkmadığını belirterek,  “Devlet kimden yana bilmiyorum, sosyal devlet olmuş kapitalist devlet” diyerek bir anlamda dönüşümdeki amaç ve niyetlerin ne olduğunu özetliyor.  1974’den beri bu mahallede yaşadığını söyleyen Ahmet Atay, “Sadece bir keçi yolu vardı. Yolumuzu kendimiz yaptık. Su yoktu, elektrik yoktu, biz buraları yoktan var ettik. O yıllarda acaba buradan bir gün minibüs geçer mi? diye hayal kurardım; çünkü o günlerde buralara bakan olmazdı. Bizi zamanla burada meşru kılan da devletin kendisidir” diyor.

“Çözümün içinde biz de olalım”

Çözümün içinde olmak istediklerini vurgulayan Ahmet Atay, “Biz bugün burada çözüm istiyoruz. Derdimiz çözüm bizi kapsasın, memnun etsin. Burada doğdum büyüdüm, buradan gitmek asla istemiyorum. Burada ölürüm. Bizim için buradan gitmek yıkım olur. Kimle kaynaşacağım bu yaştan sonra, bütün komşularım burada. Diyalog kurmam mümkün değil, bunu da hesaba katmak lazım. Ha diri diri mezara girmişim ha mahallemden başka bir yere gitmişim. Komşuluk, dayanışma biter. Buradan gidenler de oldu ama onlar şimdi ağlıyor. Kentsel dönüşüm, yaşanabilir olmalı, asla boşaltım olmamalı, bizim razı olmadığımız bir şeyi kabul etmiyoruz. Borçlandırma olmamalı” dedi.

“Rantsal dönüşüm istemiyoruz”

Mahallelerinde daha önce yaşanan yıkımlarda polisle karşı karşıya geldiği için kendisine dava açıldığını belirten Ergün Yakışır ise haklı bir mücadele verdiklerini ve barınma hakkı için uğraştıklarını ifade ediyor.

Kentsel dönüşümü rantsal dönüşüm olarak tanımlayan Ergün Yakışır, “Dönüşüm olacaksa bu mahalle için olmalı, dışarıdan gelecek elit ve zenginler için olmamalı. Büyükşehir Belediyesi’nin projesinde 4 konut alanı var, bize düşen Derbent’in en kötü yerleri, böyle olmamalı. Biz yıllardır buradayız, bize layık görülen bu olmamalı. Kentsel dönüşüm Sultançiftliği’nde olur, Gaziosmanpaşa’da olur, çünkü oraya zengin gitmez, rant olmaz orda. Güzelliğin paranın olduğu yeri tercih ediyorlar. İnanın, bize layık görülen toplu konutlardaki 65 metrekarelik daireler gecekondudan daha kötü. Bu mahallede yaşayan biri olarak 3+1 ev istiyorum, önünde parkı, yaşam alanı olsun, spor sahası olsun, çocuklarım nefes alsın. Gerçek bir yaşam alanı istiyorum, Toplu konutların olduğu Kayabaşı’na gittim, bir tane ot yetişmiyor orada, ulaşım yok öyle olacağına hiç olmasın.

Derbent’in değişen yüzü: Kenar mahalleden,  ‘değer’kazanan mahalleye

40 yıl önce taksilerin yakınına gitmekte tereddüt ettiği, patika yollarla ulaşılan, ucuz işgücü olarak düşünülen yoksul insanların yaşamaya çalıştığı mahallere ne oldu da bugün değere bindi? Asgari koşullarda yaşamaları için temel altyapı hizmetleri verilen, bir anlamda meşrulaştırılan bu ‘yığınlar’ bugün neden cefasını çektikleri yerlerden dışlanmak, başka semtlere sürülmek isteniyor? Çünkü yıllar önce göçle gelen ve sanayiye ucuz işgücü olarak şehrin ücra noktalarına yerleştirilen insanlara bugün fazla ihtiyaç kalmadı. Şehir büyüdü ve onları içine aldı. Onların yaşadıkları yerler artık çok değerli merkezler olmaya başladı. Bunlara en güzel örneklerden biri de Derbent Mahallesi.

Gecekondulaşmanın 1980 ve 1990’lı yıllarda büyük boyutlara ulaştığı Derbent, bugün İstanbul’un kuzeye doğru genişlemesi, mahallenin hemen yanı başına metro istasyonunun açılması, Acıbadem Hastanesi’nin yapılması, MESA Evleri ve Maslak finans aksına yakınlığı ile 90’lı yılların sonlarından itibaren değer kazanmış ve konum itibariyle önemli bir rant alanı haline gelmiştir.

Meslek odaları kaygılı

ŞEHİR PLANCILARI ODASI: “PLANSIZ VE DENETİMSİZ YAPILAŞMA POLİTİKALARI SÜRDÜRÜLÜYOR””

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun”la ilgili değerlendirmesini yayınladığı bir broşürle kamuoyuna deklare eden TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, yeni yasa ile mevcut plansız ve denetimsiz yapılaşma politikalarının sürdürüleceğini belirtti.

Şehir Plancıları Odası,  ülkemizdeki yapıların önemli bir bölümünün afet riski taşıdığını, risklerin ortadan kaldırılması için acil önlemler alınması gerektiğinin tartışmasız bir gerçek olduğunun altını çizerken, ancak yapılmakta olan düzenlemelerin yanıltıcı ve riskleri azaltmaktan uzak olduğu görüşünü savundu. 

“Kentsel Dönüşüm Yasası” ile ilgili olarak birçok noktanın vurgulandığı değerlendirmede,  düzenlemenin şeffaflık içermediği ve esasa amacın farklı olduğu, katılımcılığın göz ardı edildiği “yaşayanların düşünceleri, sosyal ve ekonomik durumları, kararlara katılımlarının dikkate alınmadığı” ifadelerine yer verildi. Odanın yayınladığı broşürde ayrıca şu çekincelere yer verildi: 

“Rant kaygısı kamu yararının önüne geçmemeli”

Yasa, kamu yararı yerine rant kaygısı taşımaktadır. Rantı yüksek bölgelerde yer alan ve gerçek mülkiyeti yurttaşlara ait olan hastane, okul gibi kamu tesislerinin elden çıkarılmasının önü açılacak. Parklar, okul ve hastaneler, sosyal ve kültürel tesisler için ayrılan alanlar azaltılacak, yaşam kalitesi düşük, sağlıksız kent parçaları oluşturulacak, nefes almak zorlaşacak.

Anayasaya uygunluğu konusunda da önemli eksikleri olan yasa ile temel barınma hakkını savunmak zorlaşacak. Halkın ve diğer ilgililerin bilgilenme, katılım ve itiraz hakları ellerinden alınacak. Uygulanma aşamasında barınma hakkını savunanlar ve dayatılan anlaşmaya karşı çıkanlar cezalandırılacak.

Projelere toplumsal katılım şart

“Oysa halkın güvenliğini ve mutluluğunu gerçekten sağlayacak kamu yararına dönük çözümler üretmek mümkün” görüşünü savunan şehir plancıları odası şu önerilerde bulunuyor: 

“Her şeyden önce, proje uygulanırken, katılım, şeffaflık, sağlıklı bilgi altyapısı gibi demokrasi kültürünün vazgeçilmez bileşenleri ve yaşanabilirlik ilkeleri yok sayılmamalı. Yasal düzenlemeler ve uygulamalarda toplumsal barış ve adalet ilkesi gözetilmeli; güvenli ve sağlıklı yapı üretimini düzenleyen hukuk altyapı oluşturulurken, ilgili ve bilgili tüm kesimlerin (konunun uzmanı akademisyenler ve meslek insanları, meslek odaları, hukukçular, siyasi partiler, bürokratlar, toplum temsilcisi örgütler, özel teşebbüs temsilcileri ve yurttaşlardan davetli deneyimli uzmanlar)  birikim ve önerilerinden yararlanılmalı, ortak paydaşlar oluşturulmalı. Halk yaşadığı yeri terk etmek zorunda bırakılmamalı, halkın projelere desteği sağlanmadan, dönüşümün olamayacağı gerçeğiyle, projelerin tüm kesimleri kapsayan bir katılımla hazırlanması ve azami mutabakat sağlanmalı.

Yorum yaz...