Yüksel'in Sürdürülebilirlik Raporu

Kurumunuz ilk olarak ne zaman çevre adına sürdürülebilirlik raporu hazırladı?

Yüksel olarak Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne katılımımız gereği, 2008 yılından itibaren her yıl sürdürülebilirlik performansımızı yayınlıyoruz. Bu raporlar Yüksel’in sadece ekonomik performansını değil, aynı zamanda topluma karşı sorumluluğunu ve çevresel performansını da yansıtıyor. Sürdürülebilirlik raporlamasına verdiğimiz önem doğrultusunda 2011 yılında raporlama kapsamımızı daha da geliştirerek inşaat sektörünün GRI (Küresel Raporlama Girişimi) ilkelerine uyumlu ilk sürdürülebilirlik raporu olan Yüksel’ebilirlik raporunu yayınladık. GRI ilkelerine uyumlu olan Yüksel’ebilirlik, aynı zamanda Türkiye’de bağımsız bir kuruluş tarafından denetlenmiş ilk rapor olma özelliğine de taşıyor.

Bu raporun hazırlanmasında hangi süreçler/gelişmeler etkili oldu?

Yüksel olarak kuruluşumuzdan itibaren öncelikli değerlerimizden biri yalnızca ekonomik çıkarlarımızı gözetmek değil, daima iş yaparken içinde bulunduğumuz topluma ve tüm paydaşlarımıza karşı sorumlu davranmak, bu ‘sorumlu iş yapmak’ bilincini tüm çalışanlarımızla birlikte sahiplenmek oldu. Bu bakış açısı ile çıktığımız sürdürülebilirlik yolculuğumuzdaki ilk somut adımımızı 2006 yılında Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne (Global Compact) imzalayan - ilk inşaat firması olarak attık ve bu sözleşme kapsamında her yıl ilerleme raporları hazırladık. İmzaladığımız bu sözleşme çerçevesinde, insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadeleden oluşan 10 temel ilkeyi daha geniş kitlelere yayabilmek ve paydaşlarımızda da sürdürülebilirlik bakış açısını yaygınlaştırabilmek amacıyla kurumsal sorumluluk vizyonumuzu bir adım daha ileriye taşıdık ve inşaat sektöründe ve faaliyet gösterdiğimiz sektörlerin birçoğunda sürdürülebilirlik raporu yayınlayan ilk şirket olduk. Yüksel’ebilirlik raporumuzun hazırlık aşamasında uluslararası arenadaki en iyi örnekleri ve uygulamaları kendimize örnek alarak sektörümüzün danışma noktası olmayı hedefledik.

Kurum içerisinde bu süreçte neler yaşandı? Rapor için ne gibi çalışmalar gerçekleştirildi?

Sürdürülebilirlik çalışmalarımız kapsamında ilk adımda iyileştirilmesi gereken durumları ortaya koymayı hedefledik, sonrasında ise gerekli iyileştirmelerin yapılması ve olası tekrarların engellenmesi için tedbirler aldık. Bu doğrultuda, 2010 yılında çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarımız kapsamında biyoçeşitlilik dengesinin korunmasına, atık yönetimi ve enerji verimliliğine gösterdiğimiz hassasiyet ile karbon ayak izimizi saydırmaya başladık.

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi doğrultusunda her yıl hazırladığımız ilerleme raporlarımızı bir adım ileriye taşıyarak hazırladığımız Yüksel’ebilirlik raporumuz ise bir sonraki adımımız oldu. Raporumuzun hazırlanması sürecinde Yüksel Holding’e bağlı 19 şirketin Kurumsal İletişim Departmanlarının da desteği ile sürdürülebilirlik verilerimizi ve hedeflerimizi belirledik.

Kurumsal iş anlayışımızı ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızı paydaşlarımız ile paylaşmak amacıyla hazırladığımız Yüksel’ebilirlik raporumuzun oluşum aşamasında sürdürülebilirliğin ne demek olduğunu, neden önemli olduğunu en üst düzey yöneticilerimizden başlayarak tüm Yüksel ailesi fertlerine anlatmak ve iş süreçlerinde içselleştirilmesini sağlamak amacıyla kurumiçi eğitim çalışmaları organize ettik. Bu eğitimler sırasında gördük ki sürdürülebilirlik kavramı Yüksel çalışanları için çok da yeni değil… Kurulduğumuz günden bu yana sürdürülebilirlik adını koymadan da topluma ve çevreye karşı duyarlılığımızı çalışanlarımıza da aşılamış olduğumuzu memnuniyetle fark ettik.

Raporun yayınlanması kurum içinde ne gibi değişiklerin yaşamasını sağladı?

Yükselebilirlik raporumuzun yayınlanmasının öncesinde organize ettiğimiz kurumiçi eğitimlerimize raporumuzun ardından da devam ettik. Bunun yanı sıra Yüksel ailesi başta olmak üzere paydaşlarımız ile iletişim halinde olduğumuz kurumsal yayınımız Yüksel Bülten’de de sürdürülebilirlik çalışmalarımıza yer vererek konuyla ilgili farkındalığı arttırmayı hedefledik.

2010 yılında başladığımız karbon ayak izimizi hesaplama projemizi bir adım daha ileriye taşıdık ve bu yıl Yüksel kapsamındaki tüm toplantılarımızın yol açtığı sera gazı emisyonlarını, karbon emisyon azaltım projelerinin kredileriyle denkleştirerek “karbon nötr” gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmada en önem verdiğimiz proje ise Yüksel olarak 17 yıldır devam ettirmekte olduğumuz kurumsal sosyal sorumluk projemiz; Avrupa’nın ilk üç yarışı arasında yer alan Yılmaz Sazak Uluslararası Atletizm Yarışması’nı 2012 yılında karbon nötr olarak gerçekleştirmek oldu. 17. Yılmaz Sazak Uluslararası Atletizm Yarışması’nı karbon nötr olarak düzenleyerek Avrupa’nın ilk karbon nötr atletizm yarışına imza atmanın gururunu yaşadık.

2012 yılı sonunda da Köprübaşı ve Çobanlı projelerimiz ile karbon kredisi satacak duruma gelerek doğaya olan katkımızı arttırmayı hedefliyoruz.

Son olarak daha önce de belirttiğim gibi 2006 yılında imzaladığımız Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nde imza koyduğumuz ilkelerin iş dünyasında yaygınlaşmasını sağlamak amacıyla, birlikte çalıştığımız çözüm ortaklarımızın da, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalamamış olsalar dahi, yaklaşımlarının bu çerçevede olduğunu taahhüt etmelerini bekliyoruz. Bu konunun ciddiyetle uygulanabilmesi için de sözleşmelerimizi bu doğrultuda revize etmek yönünde gerekli çalışmalarımızı hızla yürütüyoruz.

Raporun yayınlanması, kurumunuzun dışında, gerek medya gerekse de hitap ettiğiniz müşterilerde ne gibi bir etki yarattı?

Sektöründe bir ilk olan Yüksel’ebilirlik raporumuzun Yüksel’in öncü rolünü bir kez daha pekiştirdiğine inanıyoruz. Yeni iş dünyası düzeninde topluma ve paydaşlarınıza sağladığınız katkılar sizi sektörünüzün önemli oyuncaları arasında sokuyor ve günümüz iş koşullarında çevreye duyarlı şirketlerin uluslararası kurumların gözünde farklılaştığını, bu şirketlerin uluslararası kredi kurumları tarafından da pozitif ayrımcılık ile takdir edildiğini gözlemliyoruz. Bunun sonucu olarak da hem bu kurumlar nezdinde, hem de küresel iş yaşamında çevreye ve topluma duyarlı şirketlerin itibarları daha da yükseliyor…

Sürdürülebilir bakış açımızı tüm paydaşlarımız ile paylaşmak konusunda medyanın bize olan desteğini de asla yadsıyamayız. Verdikleri geniş kapsamlı haber destekleri ile özellikle iş dünyasında sürdürülebilir iş ahlakını ve vizyonunu yaymak konusunda bizlere destek oldular.

Bu tarz çalışmaların, ileride daha yaşanılabilir bir dünyanın oluşmasında etki olacağını düşünüyor musunuz? Neden?

Bugün şirketler dünya üzerinde etki alanı devletler kadar geniş olan büyük oyuncular. Bizim ve umuyorum ki bizler gibi sürdürülebilirlik faaliyetlerini başlatan şirketlerin öncülüğünde, özel sektörün sorumluluk farkındalığı hızla artacak. Doğal kaynakların giderek azaldığı günümüzde şirketlerde “kurumsal vatandaşlık” bilincinin gelişmesi, devletlerin yetişemediği noktalarda sivil inisiyatifin devreye girerek elini taşın altına koyması sürdürülebilir bir dünya için büyük önem taşıyor.

Yorum yaz...