Zorlu Enerji Grubu'nun Sürdürülebilirlik Raporu

Kurumunuz ilk olarak ne zaman çevre adına sürdürülebilirlik raporu hazırladı?

Gelişmiş ülkelerde yaygınlaşan sürdürülebilir iş anlayışına paralel olarak, 2009 yılından bu yana Sürdürülebilirlik Yönetimi Zorlu Enerji Grubu olarak stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Büyüme hedeflerimize de sürdürülebilir iş anlayışımız yön veriyor. Grup olarak, ulusal ve uluslararası enerji stratejileriyle paralel bir bakış açısı ile, artan enerji talebine, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak yanıt vermeye öncelik veriyor ve yatırım alanlarımızı bu doğrultuda belirliyoruz. 2011 yılı itibariyle, toplam kurulu gücümüz içindeki yenilenebilir enerji kaynaklarından üretim payımız % 35’e ulaştı. Hedefimiz önümüzdeki üç yıl içinde bu alandaki yatırımlarımızın sayısını artırarak bu oranı yükseltmek.

Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan AkYatırımlarımızın yanı sıra sürdürülebilirlik konusunda yürüttüğümüz çalışmalarımızı düzenli olarak kamuoyu ile paylaşıyoruz. 2011 yılında Türkiye’de enerji sektörünün ilk sürdürülebilirlik raporunu yayımladık. Global Reporting Initiative (GRI) tarafından onaylanan raporda, 2009 ile 2010 yılının ilk altı ayını kapsayan dönemde elektrik üretimi, çevre, çalışanlar, paydaş kitlesi ve sosyal sorumluluk alanlarında sürdürülebilirlik anlayışıyla gerçekleştirdiğimiz projeleri kamuoyuna duyurduk. Raporun ikincisini bu yıl Kasım ayında paylaşmayı planlıyoruz. İkinci raporumuzda özellikle paydaşlarımızla iletişim, iklim değişikliği, doğal kaynakların korunması ve enerji verimliliği gibi konularda yürüttüğümüz çalışmaları aktaracağız.

Bu raporun hazırlanmasında hangi süreçler/gelişmeler etkili oldu? Kurum içerisinde bu süreçte neler yaşandı? Rapor için ne gibi çalışmalar gerçekleştirildi?

Zorlu Enerji Grubu olarak, yerli ve yenilenebilir kaynaklarla enerji üretimi hedefimizi, sürdürülebilir yatırım anlayışıyla hayata geçiriyoruz. Grubumuzun büyümesinin başladığı 2008 yılından itibaren tüm iş süreçlerimizi sürdürülebilir kılmak amacıyla yönetsel ve operasyonel alanda çeşitli uygulamalar gerçekleştiriyoruz.

Sınırlı doğal kaynakların doğru kullanımı, enerjide verimlilik, sürekli enerji arzı ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi öncelikli konular, şirketlerimizin sürdürülebilir organizasyonlara dönüşmesini kaçınılmaz kılıyor.

Sürdürülebilirlik raporlaması ise tüm bu hazırlık ve sürdürülebilir iş yapış biçiminin başarıyla uygulanmasının ardından gündeme gelen bir çalışma. Raporlama; hazırlığına üst yönetimden başlayarak farklı birimlerden çalışanların katıldığı, dinamik bir süreç. Verilerin toplanmasından yorumlanmasına, paydaş iletişimi, ekonomik performans ve projelerin rapor sunumuna uygun hale getirilmesi için çok sayıda atölye çalışması ve toplantı yapılıyor.

Sürdürülebilirlik konularının uygulama tarafında oturmuş ve güçlü bir yapımız olduğu için raporu oluşturmak da keyifli bir süreç haline geliyor. Yıl içinde yapılanları ve kaydedilen ilerlemeleri raporlayarak paydaşlarımızın bilgisine açmak, başarılarımızı olduğu kadar gelişmeye açık yönlerimizi de şeffaflıkla paylaşarak ilerleme hedeflerini anlatmak, raporun önemli çıktıları.

Raporun yayınlanması kurum içinde ne gibi değişiklerin yaşamasını sağladı?

Zorlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş., ülkemizde ISO 14064-1 Sera Gazı Emisyon Doğrulama Standardı belgesini alan ilk enerji şirketi. Bu belge, iş yapış anlayışımıza yön veriyor. 2011’de Zorlu Enerji’nin faaliyetlerinden kaynaklanan doğrudan CO2 emisyonlarımız % 11, dolaylı CO2 emisyonlarımız ise % 3 oranında azaldı.

Diğer taraftan, doğal kaynakların tasarruflu kullanımı konusunda aldığımız kararlar sonucunda, 2011 yılında su tüketimimizi % 9 oranında azalttık. 2011 yılında atıklarımızın % 39’unu geri dönüşüm ve geri kazanım yöntemleriyle bertaraf ettik. Bu çalışmalar maliyetlerimizin kontrolüne de doğrudan fayda sağladı.

2009 yılından bu yana “karbon ayak izimizi” hesaplıyoruz. Teknik birimlerimiz ve sürdürülebilirlik stratejimizi uygulayan ekiplerimiz, düşük karbonlu ekonomiye geçişte karşı karşıya olduğumuz risk ve fırsatları geleceğe yönelik stratejilere dönüştürebilmek için çalışmalar yürütüyor.

2012 yılı içinde tüm etkinliklerimizin ayak izi karşılığında Türkiye’nin dört bir yanında yeni ormanlar, yani karbon emisyonlarımıza karşılık yutak alanlar oluşturma kararı aldık. Fuar, toplantı gibi kurumsal organizasyonlarımızın karbon ayak izini detaylı şekilde hesaplıyor ve karşılık gelen ağaç sayısından daha fazla fidanı toprakla buluşturuyoruz. İlk olarak Denizli’de 8.250 fidanlık bir orman kurduk. Bunu, Arpaçay ve Tunceli’de tesis edeceğimiz yeni ormanlar izleyecek. 2013 yılında ise çalışanlarımızın seyahatleri nedeniyle oluşan karbon emisyonuna karşılık olarak, ülkemize yeni ormanlar kazandırmayı hedefliyoruz.

Tüm bu çevresel, sosyal ve ekonomik faydaların yanında, gerek hazırlık sürecindeki katılımcı anlayış, gerekse raporun paylaşımı sonrasında çalışanlarımızdan alınan geribildirimler, sürdürülebilirliğin kurum içinde içselleştirilmesi adına çok olumlu katkılar sağladı.

Raporun yayınlanması, kurumunuzun dışında, gerek medya gerekse de hitap ettiğiniz müşterilerde ne gibi bir etki yarattı?

Medyanın sürdürülebilirlik konusuna ilgisi giderek artıyor. Çünkü şirketler için sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel ve sosyal konuların yönetilmesi değil, çok yönlü bir iş modeli. Özellikle halka açık şirketlerin sürdürülebilirliği nasıl yönettiği, medyanın yakın takibi altında.

Raporumuzun enerji sektörünün ilk sürdürülebilirlik raporu olması, basının ayrıca ilgisini çekti. Enerji üretiminde sürdürülebilir bir yönetim anlayışı, doğal kaynakların korunmasından kültürel değerlere, yerel halkla iletişimden enerji verimliliğine pek çok bileşeni barındırıyor. Böyle olunca da medyanın her kesimini ilgilendiren çeşitlilikte bir konu dağarcığı oluşuyor. Bu süreçte raporu gönderdiğimiz ve bir basın toplantısıyla ayrıntılı anlattığımız medya mensuplarının farkındalık ve bilgi düzeyinde artış olduğuna şahit olduk.

Müşterilerimizde ise, sektörümüzde bu alanda öncü olmamız nedeniyle oluşan beğeni ve memnuniyeti gözlemleme şansı bulduk. İkinci raporumuzu hazırlarken müşterilerimizle birlikte diğer paydaşlarımızın da görüşlerini alarak katılımcı bir süreç yarattık.,

Bu tarz çalışmaların, ileride daha yaşanılabilir bir dünyanın oluşmasında etkili olacağını düşünüyor musunuz?

Küresel olarak tüm ülkeleri ve kurumları ilgilendiren sürdürülebilirlik konularının başında iklim koruma, doğal kaynakların sorumlu kullanımı, iş sağlığı ve güvenliği, insan hakları gibi konular yer alıyor.

Türkiye’de ise sürdürülebilirlik son yıllarda, gerek ilgili regülasyonların oluşturulmaya başlanması, gerekse başta halka açık şirketler olmak üzere, özel şirketlerin sürdürülebilirlikle ilgili stratejiler geliştirmesi ile daha fazla gündem konusu olmaya başladı. Şirketler gerek paydaşlarından gelen talepleri, gerekse iklim değişikliği gibi her geçen gün dünyamızı daha fazla tehdit eden sorunları göz ardı edemez hale geldi. Sorumlu iş yapma modelleri oluşturmak artık sadece gönüllü bir yaklaşım olmaktan çıkıp, zorunluluk haline geldi.

Enerji sektörü günümüzde, tüm diğer sektörler gibi, sürdürülebilirlik kavramını iş anlayışına yansıtmadığı sürece, üzerinde yaşadığımız, varlığımızı sürdüğümüz dünyamızın sürdürülebilir olmadığının bilincine vardı. Enerji verimliliği ve tasarrufu konusunda sadece kurumlar olarak değil 7’den 70’e birey olarak da üzerimize ciddi sorumluluklar düşüyor.

Global ölçekte sürdürülebilirlik bilinci yaygınlaştıkça ve bu konuda yürütülen projeler çoğaldıkça, daha yaşanabilir bir dünyaya kavuşacağımıza inanıyorum.

Yorum yaz...