Ekolojik Porno

BüyüteçÖzlem Bahadır, Y. Mimar

“dünya çırılçıplak, kral çıplak, nesneler apaçık.”
peki ya ben bunu görmek istemiyorsam…?

Mite denen küçük canlılarla bu denli içli dışlı yaşadığımızı yıllar önce bir elektrikli süpürge satıcısından öğrendim. Satıcının stratejisi basitti : ‘düşman yatağınızda’ sloganıyla önce sizi geriyor, miteların yüzlerce kez büyütülmüş fotoğraflarıyla basbayağı ürkütüyor, sonra da işte bu makina sizi kurtaracak diyerek malını pazarlıyordu. İsimlendirmeden ve detayları bilme gereği duymadan mite’larla yıllardır sürdürdüğüm seviyeli birlikteliğim o gün bir daha düzelmemek üzere bozuldu. Bayağı bir zaman yastığa başımı eğreti koydum, halıya terliksiz basmaksa kabusum oldu..

Satıcının umrunda bile değildi ama onu neden apar topar yolcu ettiğimi merak edecek olsa ona önerim bu kadar gerçeklik acaba herkeste işe yaramıyor hatta ters tepiyor olabilir mi diye bir düşünmesi olurdu. evet, ben acaba bu kadar gerçeklik istiyor muyum? ekosistemdeki herşeyi tüm ayrıntılarıyla bilmek ya da görmek istiyor muyum? 

Tamam evrende yalnız değiliz, hatta kendi bedenimizde bile..bunu biliyor olabilirim ama aynı bedeni, hatta aynı yastığı paylaştığım bu korku filmi kahramanı görüntülü mite’lerın tüm eşkalini bilmesem olmuyor muydu? 

 ***

Olmuyor..Bu devirde olmuyor..Olumlu ya da olumsuz herşey görülmeli ve gösterilmeli..Gizli kalmış, kişiye özel kalmış, mahrem kalmış hiçbir şey kalmasın komutu almış gibiyiz. Herşey spot altında..Çağın temel dinamiği bu. 

Vücut Dünyası (Body Worlds) sergisinde olduğu gibi derimizin altındaki eti de, filmde öpüşen oyuncunun küçük dilini de, tozu kiri pası da illa ki göreceğiz..illa ki gösterecekler..

***

Dusty ReliefR&Sie deneysel işleriyle dikkat çeken Fransız bir tasarım grubu. Singapur’daki müze projeleri “Dusty Relief” (tozlu rölyef) in en dikkat çekici özelliği kentteki havanın kirliliğini görünür hale getirmesi. Özel bir elektromanyetik dış kabuk sayesinde toz, kir vs. birikip içimize çektiğimiz havayı görünür kılıyor.

Doğada dolaşım halindeki parçacıkların bilinçli olarak biriktirilmesi ve sergilenmesi akla Baudrillard’ın “porno kültürü” tanımlamasını getiriyor.

Baudrillard’a göre pornonun gayreti, cinselliğe dair acımasız ve mikroskobik hakikati görmemizi sağlamaktan ibarettir. Her şeye fazlaca yakından bakılır ve o güne dek hiç görülmemiş olan şeyler görülür. Hepsi fazlaca hakiki, hakiki olamayacak kadar yakındır(1).

Çağımızın temel dinamiği, herşeyin daha yakından görülmesi ve gösterilmesidir.

Pornografi sıklıkla cinselliğe özgü bir terim olarak algılansa da aslında bundan çok daha fazlası. Kafası kesilen bir askerin görüntüsü pornografiktir. Ölüm anı görüntüleri, şiddet sahneleri kesinlikle pornoya girer. Pornografi, bir çeşit dolaysız anlatım türü aslında. Anlatılacak olan ima edilmez, olduğu gibi gösterilir.

Sadece cinsellik, ölüm ya da şiddet değil insanın görmek istemeyebileceği, görmesinin kendisinde içgüdüsel bir hareket başlatacağı düşünülebilecek pek çok şey pornografiktir.

Söz konusu olan, o derece yakından bakılması ahlaki açıdan tartışmalı bir çok şeye –pek çok farklı gerekçeyle-  fazlaca yakından bakılması ve baktırılmasıdır.

Yani, kasaptan taze kestirilmiş eti giyip sahneye çıkan lady gaga’nın görüntüsü de pekala pornografiktir.

‘Mutlak baskı, biraz fazlaca verilerek elimizdeki her şeyin alınmasıdır’ (1).

Zeynep Sayın, imgenin pornografisi başlıklı kitabında pornografik imgelerin zaman içinde duyuların gitgide körelmesine sebep olmaları tehlikesine dikkat çeker(2). Buna hiçbirimizin itirazı olmaz sanırım. 

İsteyen bakar, isteyen bakmaz denebilir, aşırıya kaçmadan bir noktaya kadar yaşama dahil edilmek istenebileceği de düşünülebilir tamam ama  pornografi her zaman kişisel seçimlerimizle hayatımıza dahil olmuyor ki.. farklı biçimleriyle pornografiye maruz bırakılıyoruz.

Baudrillard günümüzde genelleşmiş iletişim ve enformasyon fazlasına karşı simgesel alanı, zihnin muhakeme alanını koruyan artık hiçbir şey olmadığını söyler ve durumumuzu gölgesini yitirmiş adama benzetir:

‘üstüne düşen ışık karşısında şeffaflaşmıştır ya da her yandan aydınlatılmış olarak, korunmasız biçimde tüm ışık kaynaklarından aşırı ışık almıştır. Teknikler, görüntüler ve enformasyon da bizim her tarafımızı aydınlatmakta ve biz ışığı kırıp geri yansıtamıyoruz.’”

Özellikle internet çağında bu sözlere katılmamak elde değil. Bazen görmek ya da bilmek istemeyebileceğimiz ne çok şeye maruz bırakılıyoruz. 

Bunların bir çoğu iyi niyetle yapılıyor.

“Mikropları göstermek istedik”,

“Başınıza gelebilecekleri göstermek istedik”,

 “Sigara içmeye devam edersen morgda nasıl görüneceğini göstermek istedik”

İyi niyetle de olsa, gerçeklik sunumlarının bir korku ve endişe terörü yaratabilecek olduğunu unutmamak lazım.. Çözelim derken bozuyor olabiliriz.. mesela satıcının daha huzurlu uyku vaadiyle yaptığı “düşman yatağınızda” temalı tanıtımından önce uykularım daha huzurluydu benim.

Amaç bilinçlendirmek, uyarmak, duyarlılık kazandırmak olsa bile, her zaman işe yaramıyor.

Herşeye rağmen havayı solunası, dünyayı da yaşanası bulma hakkımı istiyorum. Bana sorulmadan gösterilenler hoşuma gitmiyor.

Ben şahsen bir doz cahil kalmak istiyorum. Ya da saf..ne derseniz.

KAYNAKLAR

(1) “Baştan çıkarma üzerine”, Jean Baudrillard, Ayrıntı yayınları, 2005.
(2) “İmgenin pornografisi” Zeynep Sayın, Metis yayınları, 2009.

Yorumlar

leyla olgac diyor ki: (24 Kasım 2012)

olağanüstü bit yazı,,gerçekten mükemmel bir anlatım.cok keyifli,başarı...
tebrikler,,

Yorum yaz...