RIO+20 Umut mu? Yeni Bir Hayal Kırıklığı mı?

BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nın resmi açılışını Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff 13 Haziran Çarşamba günü yaptı. “Çevre bir propaganda aracı değildir, vizyon oluşturmanın bir parçasıdır,” diyen Rousseff, hazırlık toplantılarını (PrepCom) başlatmış oldu. Hazırlık toplantılarının ardından 16 – 19 Haziran tarihleri arasında, üst düzey toplantılar öncesinde sivil toplum, özel sektör, bilim çevreleri ve diğer ana grup temsilcileri bir araya geldi. Son olarak da 20 – 22 Haziran’da üst düzey toplantılar gerekleştirildi.

Zirvede yaşanan ilk gerginlik, müzakereler ile ilgili günlük raporlar yayımlayan tek sivil toplum grubu olan Üçüncü Dünya Ağı’nın (Third World Network) gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler tarafından yapılan ‘yeni ve ek finansal kaynaklar’ tekliflerine şiddetli bir biçimde karşı çıkması oldu. Bu durum, G77 ve Çin grubu adına konuşan Pakistan’da büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. Pakistan konuyla ilgili olarak daha fazla tartışmanın bir anlamı olmadığını ve en iyisinin finans faslının tamamen görüşmelerden çıkarılması gerektiğini belirtmesi, gerginlik yaşanmasına neden oldu. Üçüncü Dünya Ağı, ayrıca müzakereler ile ilgili bir rapor yayınladı. Raporda, ‘yeşil ekonomi’ üstüne yapılan tartışmalara ve bu konuda yaşanan anlaşmazlıklara değindi. 

ARTAN KÜRESEL NÜFUS UYARISI
Rio+20 Dünya Zirvesi öncesi, aralarında İngiltere’nin önde gelen bilim topluluklarından olan Kraliyet Cemiyeti’nin (The Royal Society) de olduğu 105 kurum tarafından hazırlanan ortak rapor, müzakerecileri siyasi engelleri ortadan kaldırmaları ve artan küresel nüfus ve tüketim sorunu konusunda uyardı. Dünyanın önde gelen bilim akademileri yaptıkları açıklamada Rio+20’nin nüfus ve tüketim konusunda kesin kararlar ile tamamlanması gerektiğini belirtti. Yayımlanan ortak raporda zengin ülkelerin sürdürülebilir olmayan hayat biçimlerinden vazgeçmeleri gerektiği ve gelişmekte olan ülkelere nüfus kontrolü konusunda destek verilmesi gerektiği bildirildi.

EKONOMİK KRİZ BAHANE EDİLMEMELİ
Hazırlık toplantıları sürerken, gelişmekte olan ülke müzakerecileri zengin ulusların sürdürülebilir kalkınma yolundaki çalışmalarında kendilerine finansal destek vermesi konusunda ısrarcı davrandı. Brezilyalı bir diplomat yaptığı açıklamada Avrupa’daki ekonomik krizin bir bahane olarak kullanılmaması gerektiğini ve sürdürülebilir kalkınma için yeterli fonların bulunamadığını söyledi. Gelişmekte olan ülke müzakerecileri ‘yeşil ekonomi’ konusunda süren görüşmeleri yarıda bıraktı. Sebep olarak ise, zengin ülkelerin para ve teknoloji transferi konularını eklemeyi reddetmeleri gösterildi. Gelişmekte olan ülkelerin oluşturduğu G77 bloğu ve Çin, nakdi ve entelektüel sermayenin istenen değişimlerin sağlanabilmesi için kritik bir öneme sahip olduğunu açıkladı. Yenilebilir enerji alanında yeşil iş imkanları yaratmanın, daha sürdürülebilir bir tarım düzenine geçmenin ve fosil yakıtları terk etmenin de bunlara bağlı olduğu belirtildi.

İLK AŞAMANIN ARDINDAN
Birleşmiş Milletler, Rio+20 sonuç belgesi üzerine yapılan müzakerelerin son gününde teşvik edici ve cesaret verici gelişmeler yaşandığını açıkladı. Rio+20 Genel Sekreteri Sha Zukang yaptığı açıklamada gruplara ayrılarak çalışan müzakerecilerin metnin %37’si üzerinde anlaşmaya vardıklarını söyledi. Rio+20 Sekreteryası Başkanı Nikhil Seth konferansın artık yeni bir döneme girdiğini açıkladı. Seth yaptığı basın toplantısında metin üzerinde ilerleme sağlanmasına rağmen henüz çözüme ulaşmamış önemli konular da olduğunu söyledi. Bu konular arasında 20 yıl önce Rio Zirvesi’nde ortaya konan teknoloji transferi, gelişmekte olan ülkeler için finansman sağlanması ve kapasite artırımı gibi bazı kararların yeniden gözden geçirilmesi de var. Prepcom III’ün tamamlanmasının ardından Sürdürülebilir Kalkınma Diyalogları 16 Haziran’da başladı.

“OBAMA’NIN EVDE KALMASI BELKİ DE EN İYİSİ”
Bush’un 1992’deki tavrından sonra Obama’nın Rio+20’ye katılmaması aktivist gruplar tarafından bir kayıp olarak değerlendirilmedi. Rio’da 1992 yılında düzenlenen Dünya Zirvesi’ne son anda katılan ve sera gazı salımlarından kirliliğe, dünyadaki en ağır çevre sorunlarından sorumlu olarak ABD’nin görülmesine karşı ülkesini savunan bir cevap veren Bush, yedi dakikalık konuşmasında özür dilemeye gelmediğini ve bazen liderliğin yalnız kalmak olduğunu söylemişti. Ancak bugün, 20 yıl sonra, Bush gibi seçim hazırlığında olan Obama, Rio+20’ye katılmayacağını açıklayınca BM’yi hayal kırıklığına uğrattı. 

Üçüncü Dünya Ağı’ndan (Third World Network) Meena Raman’a göre Rio+20 müzakerelerinde ABD’nin şimdiye kadarki duruşu ve iklim değişikliği görüşmelerindeki tavrı göz önüne alındığında Obama’nın zirveye katılmıyor oluşu aslında olumlu bir gelişme. Raman “ABD özellikle teknoloji transferi konusunda görüşmeleri zayıflatıyor. ‘Transfer’ kavramının ne anlama geldiği konusunda net bir fikirleri bile yok. ABD’nin duruşu düşünülünce Obama’nın veya ABD’li başka bir liderin Rio’ya gelmesini istemiyoruz. ABD’nin gerçekten liderlik yapmak istediğine veya gezegeni ve yoksulları kurtarmak istediğine inanmıyoruz. Bu yüzden Obama’nın evde kalması belki de en iyisi” dedi.

Çevreci gruplar Pazar günü yaptıkları açıklamada çevre sorunlarını ortadan kaldırmak ve artan yoksulluğu durdurmak için yapılabilecek çalışmaların zamanla ilgili baskılar yüzünden gerekli önem verilerek ele alınmadığı konusundaki endişelerini belirtti. Üç gün süren üçüncü hazırlık toplantısının ardından metin üzerindeki çalışmaları düzenleme görevini alan Brezilya 19 Haziran Salı gününe kadar çalışmaların tamamlanacağını söyledi. Fakat STK’lar yeşil ekonomi ve finansman üzerinde yoğunlaşan tartışmaların belgenin bütününü zayıflatabileceğini düşünüyor. WWF (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)’dan Lasse Gustavsson “Metinde zayıf kelimelerin, eyleme geçmeye yönelik kavramlara karşı 514’e 10’luk bir skorla kaybettiğini görmek mümkün. Metinde ‘teşvik etme’ kelimesi 50 kez kullanılırken, ‘zorunda olmak’ üç kere kullanılmış. Görünen o ki müzakereciler ‘destek’ kelimesini de çok seviyorlar zira bu kelime de 99 kez kullanılmış. Geleceğe yönelik ‘yapacağız’ ise sadece beş kere karşımıza çıkıyor” dedi. Müzakerelerin Brezilya’ya devredilmesinin ardından ülkelerin üstünde daha rahat çalışabilmesi için danışma sürecinden geçen ve kısaltılmış bir metin ortaya koydu. Rio+20 temsilcisi Pragati Pascale yaptığı açıklamada, kısaltılmış metnin daha zayıf bir metin anlamına gelmediğini, metnin yeni halinin üye ülkelerin geçtiğimiz haftalarda anlaştığı ve farklı fikirler ortaya koyduğu noktaları bire bir yansıttığını söyledi.

RIO DA SÜRDÜRÜLEBİLİR BORSA GİRİŞİMİ
Aralarında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, Johannesburg Menkul Kıymetler Borsası, Mısır Borsası, NASDAQ OMX gibi önemli borsaların bulunduğu beş borsa kendi piyaslarında uzun dönemli, sürdürülebilir yatırımlar yapacakları konusunda taahhütte bulundu. Konuyla ilgili bir açıklama yapan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası CEO’su İbrahim Turhan “Biz borsaların şirketleri ‘Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim’ (ESG) uygulamalarını kullanmaları gerektiğini, böylece sorumluluk sahibi bir yatırım ortamı yaratıp, yatırımcıların sürdürülebilirlik hassasiyetine sahip şirketleri ödüllendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden Sürdürülebilir Borsalar (SSE-Sustainable Stock Exchanges) girişimini destekliyoruz ve diğer borsaları da parçası olmaları için davet ediyoruz” dedi.

TASLAK SONUÇ BELGESİ KABUL EDİLDİ
Dünya Zirvesi öncesi, devlet başkanlarına sunulacak sonuç belgesi Rio’da kabul edilmesinin ardından oluşan görüşler pek de olumlu olmadı. Müzakereciler tarafından oluşturulan metin BM Çevre Programı’nın güçlendirilmesi, yeşil ekonominin faydaları, okyanusları koruma sözü ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini içerirken; belirli sorumluluklar, zaman sınırlamaları, finansman gibi konuların eksikliği eleştirilere sebep oldu. Rio+20 Genel Sekreteri Sha Zukang, ”Şu an elimizde konferansta kabul edilecek bir metin var. Sonuç belgesinin birçok eylem içerdiğini düşünüyoruz. Eğer bu eylemler hayata geçirilirse ve gerekli önlemler alınırsa çok büyük küresel bir değişim elde edebiliriz,” dedi.

Ev sahibi Brezilya ise sonuç belgesini başarılı bulduklarını belirtti. Brezilya Dışişleri Bakanı Antonio Patriota kabul edilen belgenin, yeni bir tür ‘çok taraflılığın’ zaferi olduğunu söyledi. Patriota, “Çetin bir mücadeleden geçtik. Ama delegasyonlar arasındaki genel memnuniyet tatmin edici bir sonuç elde ettiğimizi gösteriyor,” dedi. Avrupa Birliği’nin İklim Eyleminden Sorumlu Vekili Connie Hedegaard yaptığı açıklamada, “Metin o kadar zayıf ki kabul edildiği anda kimse gerçekten mutlu değildi,” derken, AB daha sonra yaptığı resmi açıklamada bazı beklentileri karşılamasa da sonucu hoşnutlukla karşıladıklarını belirtti.

Sivil toplum örgütleri, ortaya çıkan sonuç belgesinden memnun olmadıklarını ve kabul edilen belgenin çok zayıf olduğu belirtti. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) Başkanı Jim Leape konuyla ilgili olarak, “Eğer Brezilya tarafından sunulan metin kabul edildiyse, geçtiğimiz yıl boyunca taslak metin üzerinde yapılan müzakerelerin hepsi vakit kaybıydı. Bu metni, aslında ne için hazırlandığını bilmeden okuyacak olsanız, Rio+20’nin sıradan bir seminer olduğunu sanırsınız" dedi. İngiltere merkezli yardım kuruluşu Oxfam sözcüsü Stephen Halle “Bu zirve başlamadan bitirilebilirdi. Rio’ya gelen dünya liderleri her şeye en baştan başlamalı. Rio+20 bir dönüm noktası olmalıydı. Ama bunun en küçük bir işaretini bile göremiyoruz. Açlıkla savaşan milyonlarca insan daha iyisini hak ediyor,” dedi. Greenpeace Genel Direktörü Kumi Naidoo ise, üst düzey toplantıya sunulmak üzere kabul edilen sonuç belgesini sadece boş laflarla dolu olmakla suçladı ve Greenpeace olarak stratejilerini değiştirip sivil itaatsizlik eylemlerine hazırlandıklarını söyledi. Devlet başkanlarının metin üzerinde müzakere etme olasılığını ise dilek tutmak olarak nitelendirdi. Naidoo, “Tahminim, Zirve sonunda liderler 2-3 sayfalık bir siyasi lider bildirgesi yayımlayıp, ortada hiçbir bilgi, eylem planı olmadığı halde sanki süreci ileriye taşımışlar gibi davranacak,” dedi.

DÜNYA ZİRVESİ'NDE GENEL KURUL BİRARAYA GELDİ
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı için aralarında Çin Başbakanı Wen Jiabo, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, İngiltere Başbakan Yardımcısı Nick Clegg ve Türkiye’den Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi liderlerin olduğu 100’den fazla devlet başkanı 20 Haziran’da Rio’da bir araya geldi. Üst düzey katılımla gerçekleşen açılış oturumunda konuşan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, “Şu anda tarihi bir anlaşmanın eşiğindeyiz. Bu fırsatı boşa harcamayalım. Bütün dünya kelimelerin eyleme dönüp dönmeyeceğini izliyor ve biz de dünyanın bunu takip etmek zorunda olduğunu biliyoruz. Müzakereler başarılı bir şekilde tamamlandığı için çok mutluyum, sonuca giden yolda ve anlaşmaya ulaşma yolunda attıkları adımlar için Brezilya’yı kutluyorum” dedi.

Rio+20 Genel Sekreteri Sha Zukang ise “Sonuç belgesinin birçok eylemi içinde barındırdığını düşünüyoruz. Ve eğer bu eylemler hayata geçirilirse ve gerekli takip önlemleri alınırsa küresel çapta olumlu değişim yaratmak için inanılmaz bir fark yaratılmış olacak” dedi.

Rio’da devlet başkanlarına sunulmak üzere kabul edilen sonuç belgesine ana gruplardan da tepkiler geldi. Gerçekleşen açılış toplantısında BM Kadınlar Ana Grubu temsilcisi  “Rio’da bu kadar cesaretten uzak bir metin kabul edilmiş olması bir utançtır. Üreme haklarımız ile ilgili bir cümle bile yok. Kadınlarımız için yüksek komiser halen atanmadı. Nükleer enerji ve madenler ile ilgili bir madde yok. Rio sonuç belgesi şu anda acilen çözülmesi gereken hiçbir soruna çözüm bulmuyor” dedi.

Sivil Toplum Örgütleri Ana Grubu ise tepkilerini, “Rio+20’nin de başka bir başarısızlık olmasına çok yakınız. Çünkü hükümetler dünyaya güven vermek yerine kendi çıkarlarını korumaya çalışıyorlar. Eğer böyle devam ederse çok büyük bir başarısızlıkla karşı karşıya kalacağız. Sonuç belgesi gerçekle temas etmiyor. Kısacası Rio’daki sivil toplum örgütleri bu metni onaylamıyor” şeklinde dile getirdi. Sivil toplum örgütleri grubu aynı zamanda Salı günü yayımlanan metnin girişinde yazan ‘sivil toplumun tam katkısıyla’ ifadesinin de çıkartılmasını talep ediyor.

DÜNYANIN 3 MİLYAR ÇOCUĞUNDAN BİRİYİM
Genel Kurul’da konuşma yapan Yeni Zelanda’lı 17 yaşındaki Brittany Trilford’un konuşması da zirvede ilgi çeken konuşmalardan biriydi. 100’den fazla devlet başkanına hitaben yaptığı konuşmasında Trilford, “Ben 17 yaşındayım ve bir çocuğum, sizin çocuğunuzum, dünyanın 3 milyar çocuğundan biriyim. Beni dünyanın yarısı olarak kabul edin. Burada kalbimde bir ateşle duruyorum. Dünyanın şu anki durumuyla ilgili kafam karışık ve sinirliyim. Bunu değiştirmek için sizinle beraber çalışmak istiyorum. Bugün burada birlikte yarattığımız sorunlara bir çözüm bulabilmek ve bir geleceğimiz olduğundan emin olmak için bir araya geldik. Siz ve hükümetleriniz fakirliği azaltmak, çevreyi sürdürülebilir bir hale getirmek ve iklim değişikliği ile mücadele etmek için söz verdiniz. Geleceğimiz tehlikede. Hepimiz zamanın hızla ilerlediğinin farkındayız. Çocuklarınızın, çocuklarımın, çocuklarımın çocuklarının geleceği hakkında karar vermek için 72 saatiniz var. 20 yıl önce Rio’da insanlar bir araya geldiklerinde daha iyi şeylere sebep olmak için büyük sözler verdiler, bana hala geleceğe umutla bakma gücü veren sözler verdiler... Biz yeni nesil değişim istiyoruz, eylem istiyoruz. Böylece bir geleceğimiz olabilir. Size bu önümüzdeki 72 saat içinde bizim çıkarlarımızı diğer bütün çıkarların önüne koymanız konusunda güveniyorum. Lütfen doğru olanı yapın” dedi.

AB SONUÇ BELGESİNDEN UMUTLU 
AB Komisyoneri Janez Potocnik’e göre Rio’da tamamlanan müzakerelerde ilerleme kaydedildi ama devletler yeteri kadar taahhütte bulunmadılar. Fakat sonuç belgesi ile ilgili olumlu bir nokta 2025’e kadar deniz kirliliğinin azaltılması olarak görülüyor. Ocak ayında ortaya konan Sıfır Taslakta (Zero Draft) bu tür bir ibare yokken kabul edilen sonuç belgesinde bulunması AB tarafından olumlu karşılandı. Ayrıca BM Açık Denizler Hukuku Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi ile ilgili maddeler de umut verici olarak nitelendirildi. Sürdürülebilir tüketim üretim programları ile ilgili çizilen on yıllık çerçeve programlar da AB yetkilileri tarafından olumlu bir adım olarak nitelendiriliyor.

ZİRVEDE SÜRDÜRÜLEBİLİR ULAŞIM İÇİN YATIRIM SÖZÜ
Dünyadaki en büyük sekiz çok taraflı kalkınma bankası, Rio+20’de yaptıkları bir basın açıklamasıyla önümüzdeki 10 yıl sürdürülebilir ulaşım sistemlerine 175 milyar dolar yatırım yapacakları yönünde söz verdi. Açıklama yapan bankalar arasında Asya Kalkınma Bankası, Dünya Bankası, Latin Amerika ve Afrika Kalkınma Bankaları da bulunuyor. BM Habitat İcra Direktörü Joan Clos konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür benzersiz taahhütler havayı temizleyerek, yolları daha güvenli hale getirerek ve ulaşımın iklim değişikliği üzerinde yarattığı zararlı etkileri azaltarak binlerce hayatın kurtulmasını sağlıyor. Bu girişim daha güvenli ulaşıma ve sürdürülebilir kentsel büyümeye katkıda bulunacaktır” dedi.

ERDOĞAN RİO+20’DE KONUŞTU
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 21 Haziran Perşembe günü Rio+20 Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda hem Türkiye’nin düzenlediği yan etkinlikte hem de Genel Kurul’da devlet başkanlarına hitaben konuşmalar yaptı ve Rio+20’nin kalıcı çözümler sunmasını istediğini belirterek zirveye dair olumlu açıklamalarda bulundu. Moderatörlüğünü Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın yaptığı, “Rio’dan 2015 ve Ötesine: Daha Adil Bir Dünya İçin Yol Haritası” isimli yan etkinlikte açılış konuşmalarını Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Etkinlikte Bhutan Başbakanı Jigmi Thinley, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve UNDP Başkanı Helen Clarck da konuşmalar yaptı.

GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ RIO+20 DE
Rio+20 Dünya Zirvesinde, 2030’da düşük karbonlu kent için iklim liderliği (Climate leadership for the low-carbon urban world 2030) başlıklı, yerel yönetimlerin küresel iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma alanındaki rolleri konulu panele katılan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey Gaziantep’te iklim ve sürdürülebilir kalkınma konusunda yapılan çalışmaları paylaştı. Gaziantep’in 1. 5 milyon nüfusu ile Türkiye'nin en büyük şehirlerinden birisi olduğunu belirten Başkan Güzelbey, sanayi potansiyeli ile Gaziantep’in dünyanın en hızlı büyüyen 10 şehri arasında yer aldığını söyledi. 

'BM' SİSTEMİ: BİZİM İSTEDİĞİMİZ GELECEĞE DOĞRU YAN ETKİNLİĞİ
22 Haziran Cuma günü yapılan, BM Sistemi: Bizim İstediğimiz Geleceğe Doğru toplantısında konuşan Ban Ki-Moon “Her bir BM organı farklı önceliklere sahip ama bütün kaynaklarını sürdürülebilirlik konusuna ayırıyorlar. Aynı zamanda yüksek öğretim alanında da uğraş veriyoruz. Bunlar işe yarayan araçlar ve bu araçları nasıl kullanacağımızı yavaş yavaş öğreniyoruz.  Milenyum Kalkınma Hedefleri (MDG) çok önemli. Bunlardan biri de yüksek öğrenim ile ilgili. Bu şekilde insanlara ve ekonomiye iyi kaynaklar sağlayabileceğiz. Yüksek öğrenimde müfredatlar genç insanlara nasıl küresel bir vatandaş olunacağı yönünde güçlendirilmeli. Sadece kendi ulusları veya toplumları için değil küresel bir şekilde düşünmeyi öğrenmeleri gerekiyor. Genç insanların yarının liderleri olacağına inanılıyor ama o kadar güçlü sesleri var ki zaten bugünün liderleri oldular” dedi.

UNDP SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ENDEKSİ OLUŞTURUYOR
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) İnsani Gelişme Raporu Ofisi Direktörü Khalid Malik, Rio’da yaptığı açıklamada ilerlemenin gelecek kuşaklar üzerindeki etkilerini inceleyen ve insani kalkınmanın oranlarını ölçen insani sürdürülebilirlik endeksi çerçevesini açıkladı. Başında olduğu bölümün sürdürülebilir kalkınmanın ölçülebilmesi için çalışmalar yaptığını söyleyen Malik, uygun bir ölçüm aracı için yeni temeller atılması gerektiğini belirtti. “İnsanlar ve yaptıkları seçimler üzerinde durmalıyız. Politika açısından baktığımızda kalkınma temel bir hak ama bu, gelecek nesillerin önündeki seçenekleri azaltmadan yapılmalı” dedi.

ABD SONUÇ BELGESİNDEN MEMNUN
ABD Baş Müzakerecisi Todd Stern Rio’da müzakereler sonucu oluşturulan ‘The Future We Want’ (İstediğimiz Gelecek) sonuç belgesini olumlu karşıladıklarını açıkladı. Stern, “ Bu belge farklı oyunculardan farklı fikirlerle bir araya getirilen ve müzakere edilerek ortaya konmuş bir sonuç belgesi. Bu yüzden herkes için her şeyi kapsayan bir belge değil. Herkesin daha fazla memnun olduğu ya da mutsuz olduğu noktalar var. Hatta bazı noktalar daha iyi ortaya konabilirdi ama bence bu belge ileriye yönelik güçlü bir adım,” dedi. Stern ayrıca BM Çevre Programı (UNEP)in güçlendirilmesi gibi önemli kurumsal adımlar atıldığının da altını çizdi.

Yorum yaz...