Türkiye'den Başka Baraj Yapan Ülke Kalmadı

Kate Clow

Türkiye'nin enerji ihtiyacını güneşten karşılayabileceğini savunan Clow, bu yönde yapılacak düzenlemelerle yaşamı tahrip eden barajlara ihtiyaç olmayacağını savundu. Dünya genelinde solar enerji panolarının fiyatları giderek düştüğünü anlatan Clow, "Avrupalılar bir çok vadisini bu şekildeki HES projeleriyle mahvettiler ama şimdi çok üzülüyorlar. Yeniden eski haline getirmek için uğraşıyorlar. Pakistan bile barajlarını yıkmaya başladı. Ben 15- 20 yıldır yeni baraj inşa eden ülke görmedim. Türkiye hariç tabii. Ben Türkiye'yi çok çağdaş bir... 

ülke sanıyordum. Nüfus çok genç, hareketli bir ülke. Neden bu geri kalmış teknolojileri uygulamaya kalıyorlar anlamıyorum” dedi.

Kasımlar Barajı konusundaki endişelerini Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerine ilettiğini kaydeden Clow, "Kasımlar Barajı'nın kapsayacağı alan, St. Paul Yolu'nun önemli güzergâhlarıyla kesişiyor. Bu durum gelecek vadeden bu projeyi olumsuz etkileyecek. Bölgeye gelen turistler, sabah gözlerini açıp vadiye baktıklarında baraj inşaatı ve moloz yığınlarıyla karşı karşıya kalacak. Patlayan dinamitler, iş makineleri, kamyonlar ve dayanılmaz bir gürültü. 'Ahh! Neden buraya geldik!' diyecekler. Ben bu durumu tur şirketlerine nasıl izah edebilirim? Bir vadi neden bu şekilde mahvediliyor anlamıyorum. Türkiye, o kadar güzel bir ülke ama Türkler sahip oldukları güzellikleri mahvedebiliyorlar. Bu inanılmaz bir şey! Sanki bir cinayet" görüşünü dile getirdi.

TOROSLARIN SUYU İLE OYNANIRSA BÖLGE RİSKE GİRER

Baraj projesinin kapsadığı bölgede Çukurca ve Kesme köyleri arasında Roma döneminden kalma merdivenli antik yolların bulunduğunu söyleyen Clow, Değirmenözü köyü yakınında bulunan Roma köprüsünün de HES projesinin altında kalacağını kaydetti. Köprüçay Havzasındaki HES ve baraj projelerinin hayata geçmesiyle vadinin özelliğinin yokolacağını savunan Clow, "çünkü Toros Dağları bana göre çok önemli. Çünkü bütün bu sahil kısmında yer alan yerleşimlerin hemen hepsi Toroslar'dan besleniyor. Eğer Toroslar'ın çok değerli olan sularını bu biçimde heba ederseniz. Antalya kıyılarında turizmde, tarıma bütün sektörler Toroslar'ın sularıyla hayat buluyor. Toroslar'ın sularıyla oynamaya başlarsak sahildeki insanlar risk altına girer. Bunu görmüyorlar. Her yıl daha az kar yağıyor Toroslar'a ama her yıl daha çok suyu bilinçsizce tüketiyoruz. Yıllık tükettiğimiz suyun oranı, rezervlerimizin çok üstünde. Türkiye bu açıdan her yıl eksiye doğru gidiyor" diye konuştu.

‘DÜNYA İFLASA SÜRÜKLENİYOR, TOPRAKLARINIZI SATMAYIN’

Kasımlar ve bölgenin diğer köylerinde yaşayanlara da uyarılarda bulunan Clow, 15 yıl sonra kentlerdeki yaşamın çok daha zorlaşacağının altını çizerek şöyle konuştu: "Kentler daha çok kalabalık ve sıcak, benzin fiyatları çok daha pahalı olacak. Hepsinden önemlisi iş alanları daha da azalacak. Dünya ekonomisi iflasa doğru sürükleniyor. İşte o zaman geldiğinde kendi köyüne geri dönmek isteyeceksin. İşte o zaman şimdi kolayca gözden çıkardığınız topraklarınız için çok üzüleceksiniz. Gıdanızı, hayvanlarınızı nerede yetiştireceksiniz o zaman. Hangi tarladan karnınızı doyuracaksınız. Türkiye'de şimdilik bir şey garanti; insanlar nerede yaşıyor olursa olsunlar kendi köylerine döndüklerinde kendi ihtiyaçlarını sahip oldukları topraklarda üretebilirler, hayatlarını sürdürebilirler. Bu, gençler için daha çok önemli bir yaşam garantisidir. Toprak bir mirastır ve geleceğin garantisidir. Topraklarınızı asla terk etmeyin ve satmayın."

KARBON PİYASASININ YENİ GÖZDESİ HES’LER

HES’lerin pek gündeme alınmayan bir başka yanı da, kısaca ‘karbon piyasası’ olarak adlandırılan ve İngiliz firmalarının hâkimiyetinde olduğu söylenen karbon ticaretinin de gözde yatırım araçlarından biri olması. İ.Ü Öğr. Ü. Doç. Dr. Barbaros Gönençgil, konuyla ilgili bir makalesinde, 1992’de imzalanan Kyoto Protokolünün temel hedefi olan insanın iklim üzerindeki etkisini azaltma yükümlülüğü çerçevesinde, protokole imza koyan ülkelerin, 2008- 2012 döneminde, 1999’a göre sera gazı emisyonlarının en az yüzde 5 oranında aşağı çekilmesini taahhüt etmelerini kapsadığının altını çiziyor. Gönençgil’e göre, 2009 Şubat’ında Kyoto Protokolüne imza koyarak taraf olan Türkiye de karbon salınımı azaltılmasında ‘yenilenebilir enerji’ çerçevesinde değerlendirilen HES’lerden dolayı pazarın hareketli yatırım aktörlerinden biri haline geldi. Çünkü ‘karbon denkleştirme’ olarak tarif edilen sisteme göre, sizin yapamadığınızı sizin adınıza yapacak bir başka şirkete kazanç sağlama yöntemi birçok yatırımcıyı bu pazara çekiyor. Yani nehir tipi HES’ler hem karbon ticaretinden, hem de elektrik üreterek kazanç elde etmiş olacaklar.

Yusuf Yavuz

Yorum yaz...